Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, 27 Mayıs 1960 darbesine ilişkin sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı.  Uçum'un paylaşımı şöyle: 

"Cumhuriyet tarihimizde halk düşmanı darbecilik kötülüğünü başlatan 27 Mayıs 1960 darbesini takiben yapılanların birkaçı şunlardı:

⁃Tarihe kara leke olarak geçen ve uydurma suçlara dayanan göstermelik Yassıada yargılamaları sonucu Başbakan Menderes ile Bakanlar Zorlu ve Polatkan idam edidi, bir çok kişi ceza aldı.

⁃Suç ve cezaların geriye yürümeyeceği ilkesi ihlal edilerek hukuk skandalları yaşatıldı: 65 yaşından büyüklere idam cezası verilemeceğine ilişkin hüküm değiştirilip geriye yürütülerek Celal Bayar’a idam cezası verildi. Yine anayasal düzeni ihlal suçunu düzenleyen maddeye ilave bir suç eklenip aynı şekilde geçmişe etkili kılınarak yüzlerce insana ceza verildi. Suçlamaların uydurma olması bir yana görüntüde dahi ceza hukuku ilkelerine uyulmayarak ibretlik olaylar yaşatıldı.

⁃Ordudan 235’i general/amiral olmak üzere binlerce subay tasfiye edilerek, Milli Ordunun, ABD/NATO’ya teslim edilmesi süreci başlatıldı.

⁃Tasfiye edilen ordu mensuplarına yapılacak emeklilik toptan ödemesi ve bağlancak aylıklar için ABD’nin verdiği hibe kabul edildi.

⁃Ordu; çeşitli kurumlarla ve yapılaşmalarla ekonomik ve sosyal açıdan güçlendirilip, millete/topluma tamamen kapalı ama ABD-NATO etkisine açık bir yapıya dönüştürüldü. Böylece izleyen yıllarda gerek duyulması halinde ABD-NATO darbeciliği için uygun ordu yapısı kuruldu.

⁃İç Hizmet Kanunu kabul edilerek sonraki darbelerin “kanuni darbe” görüntüsüne sahip olmasının dayanağı oluşturuldu.

⁃1961 Anayasasında vesayet kurumları olarak Milli Güvenlik Kurumu ve Anayasa Mahkemesi düzenlendi. Böylece bürokratik kurumsal egemenliğin anayasal temelleri atıldı.

"SİVİL ANAYASA EN BÜYÜK BEKLENTİLERDEN BİRİ"

Daha bir çok hukuksuzluk ve zulmün yapıldığı 27 Mayıs darbe dönemi Türkiye’nin 1960’dan sonra yaşadığı bir çok sorunun kaynağıdır. 

Türkiye’nin darbecilik kötülüğünden sonsuza kadar kurtulması ve 12 Eylül darbesinin izlerinin de tümden silinmesi için artık yeni anayasanın yapılması bir mecburiyet haline gelmiştir.

TBMM’nin 28. Döneminde ülkemizin sivil, yenilikçi, demokratik, özgürlükçü, kapsayıcı yeni bir anayasaya kavuşması en büyük beklentilerden biridir. Yeni anayasanın Mecliste 400 ve üstü oyla kabul edilmesi halinde dahi referanduma sunulması ve halkımızın onayıyla yürürlüğe girmesi Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına ve Türkiye yüzyılına yakışan bir hamle olacaktır."

Editör: Haber Merkezi