Fiziksel şiddet davalarında patlama! Uzmanlardan 'eğitim' vurgusu

Yaşanan şiddet olayları Türkiye'nin kanayan yarası olmaya devam ederken son olarak Ankara'da 'istek şarkı' nedeniyle müzisyen Onur Şener'in canice öldürülmesi siyasetten sanata tepkilere neden oldu. Toplumda infiale neden olan olaylarla ilgili uzmanlar cezai yaptırımların yetersiz olduğunu vurgularken fiziksel şiddetten kaynaklanan davaların son dönemde mahkemelerde çok yüksek artış gösterdiğini ifade etti. Uzmanlar ayrıca, şiddetin bir kültür olayı olduğunu belirtirken üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir eğitim işi olduğu görüşünde bulundu. Ekran Haber özel...

ÖZEL HABER 03.10.2022, 16:23 04.10.2022, 11:16
Fiziksel şiddet davalarında patlama! Uzmanlardan 'eğitim' vurgusu

Şiddetin her boyutuna şahit olduğumuz bu dönemde, her gün bir cinayet, bir katliam haberiyle karşılaşıyoruz. Toplumda son dönemde şiddetten kaynaklanan cinayetler neden bu kadar artıyor, bireyler tahammülsüzleştiği her durumda neden şiddete başvuruyor? Toplumda şiddet artıyor mu?  “İstek şarkı” için cinayet işleyebilmenin anlamı ne? İşte tüm bu sorulara alanında uzman çok Psikolog Dr. Rukiye Karaköse, Psikolog Seyra Ekinci, Av. Cesim Parlak ve Av. Mesut Aydoğan Ekran Haber’e önemli açıklamalarda bulundu. 

ŞİDDET OLAYLARINDA ARTIŞ VAR

Dr. Klinik Psikolog Rukiye Karaköse:

Şiddet olaylarında son zamanlarda gözle görülür bir artış var. İnsanlar bazen kronik psikolojik rahatsızlıkları sebebiyle şiddete başvuruyor. Bazen de, hayatın stresi karşısında öfke kontrolünü kaybedebiliyor ama şu bir gerçek; ekonomik sorunlar, geleceğe dair belirsizlikler, iş hayatında ya da okul hayatında yaşadığı başarısızlıklar insanları şiddete meyilli hale getiriyor. Bir insan sağlıklı öfke ile kendisini, ülkesini, bayrağını, mukaddesatını ve sevdiklerini koruyabilir ama bunun dozunu kaçırdığı zaman maalesef şiddet davranışa dönüşebiliyor.

MEDYA ÇOK HASSAS DAVRANMALI

Özellikle öfke kontrolü zayıf olan dürtüsel insanlar, şiddet örneklerini çokça görerek de şiddete başvurabiliyorlar. Bu anlamda medyaya çok büyük sorumluluk düşüyor. Şiddet içerikli olaylar detaylandırılarak ve failleri fazlaca vurgulanarak verilen haberler şiddetin olduğundan da yaygın anlaşılmasını ve kabul edilmesini sağlıyor. Bu ve benzeri haberleri izleyenler şiddeti bilinçaltına yerleştirerek kendi zorlandıkları zamanlarda da rahatlıkla şiddete başvurabiliyorlar. 

DUYGU KONTROLÜ DERSİNE İHTİYACIMIZ VAR

Şiddetin azaltılması için elbette sosyal, ekonomik, politik düzenlemelerin yanı sıra, eğitim hayatında da ciddi bir duygu kontrolü dersi eğitimine ihtiyacımız var. Hem ailede, hem de okul ortamında duygularını kontrol etmeyi ve yönetmeyi öğrenen insanlar öfkesini de kontrol edebilir ve şiddete çok daha az başvurur ya da bu konuda hiç başvurma gereği bile duymaz. Daha sağlıklı bir toplum için, duygu kontrolü şart.

ÖFKE KONTROLÜNE DİKKAT EDİLMELİ

Psikolog Seyra Ekinci: 

Son dönemde özellikle Türkiye için değil, yapılan araştırmalarda dünya genelinde şiddet ve cinayete artış söz konusu. Bunun için yapılan detaylı bilimsel araştırmalar yok çünkü bu durumun son zamanlarda artmasının bir çok sebebi var ve bu sebepler de birbirine bağlı. Özellikle şiddet için değerlendirilecek olursak, öfke kontrolü yaşayan insanları ele almak doğru olabilir.

KİŞİSEL PROBLEMLER ŞİDDETİN BOYUTUNU ARTTIRIYOR

Son zamanlarda artan trafik, ekonomik zorluklar, pandemi, bunun yanında hızlanan hayat döngüsüyle birlikte artan kişisel problemler öfke kontrolü yaşayan insanlarda stresin boyutunu da arttırıyor. Bu stres düzeyinin artmasıyla, şiddet davranışlarının da açığa çıkmasına zemin hazırlıyor.

YENİ YÖNTEMLER SUNULUYOR

Özelikle sosyal medyada artan cinayet haberleri ve bununla ilgili yapılan sabah programları. Cinayet işlemeye meyilli insanların işlerini kolaylaştırıp hem onlara psikolojik bir destek, hem de düşündükleri cinayetleri işleyebilmek için yeni yöntemler öğrenmelerini sağlıyor. Tabii ki herkes tarafından bilininen bir diğer durum ise cezai yaptırımların yetersizliği. 

CEZALARIN ARTMASI ÇÖZÜM DEĞİL

Avukat Mesut Aydoğan: 

Türk Ceza Kanunu’ndaki cezaların arttırılması yoluyla sorunların giderilebileceği mümkün değil. Şiddet bir kültür olayıdır ve çocukluktan bu yana hassasiyetle üzerinde durulması gereken bir eğitim işi. Özellikle kamu ve spotları ve üç yaş itibari ile çocuklar özelinde eğitimin yeniden revize edilmesi, rehabilitasyon  merkezlerinin ciddi anlamda çalışmasıyla topyekün bir mücadele sergilenmesi gerekiyor. Suçluyla mücadele değil, suçla mücadele kavramının derinleştirilmesi. 

FİZİKSEL ŞİDDETE DAYALI DAVALARDA ARTIŞ VAR

Avukat Cesim Parlak:

Ankara'da yaşanan istek şarkı üzerine yaşanan vahşi cinayet, bir cinnet hali ile izah edilemeyecek kadar vahim bir durum. Bu işin bir boyutu ama diğer boyutunda ise son iki yıldır özellikle ‘’fiziksel şiddete’’ dayalı davalar daha da artmış durumda. Bireylerin birbirine karşı işlediği suçların neticeleri; cinayetle sonuçlanıyor. Kesici ve delici aletlerin yoğun olarak kullanıldığı suçlarda ise ağır yaralamayla sonuçlanıyor. Bu tür davalarda da maalesef %50 oranında artış var.  Adliyeye intikal edilen davalara baktığımızda daha önceki dönemlerde cinayet dosyaları daha azken, son iki yıldır bir önceki yıla oranla yaklaşık yüzde 30 civarında bir artış söz konusu. 

CİNAYETLER SON İKİ YILDA İKİ KAT ARTTI

2020 yılındaki bir istatisliğe göre; Cezaevinde hükümlüler arasında yaşanan adam öldürme davaları ve adam öldürmeden hükümlü mahkumların sayısı yüzde 15,7 ’iken, bugün bu oran maalesef%27'ye çıkmış durumda.

banner2
Yorumlar (0)