YAĞMUR GÜZEL- EKRAN HABER 

Çağımızın en büyük problemi haline gelen kadına yönelik şiddet vakaları gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Kadına yönelik şiddet ne yazık ki çoğu zaman cinayetle son buluyor. Tıpkı tüm Türkiye’yi sarsan Emine Bulut cinayeti ve nicelerinde olduğu gibi. Peki kadına yönelik şiddet konusunda çözüm önerileri neler olmalıdır? Ya da bir kadın şiddet gördüğünde hukuken nasıl bir yol izlemeli? Avukat Fatih Uzun ekranhaber.com'a kadına yönelik şiddetle ilgili özel açıklamalarda bulundu...

21 KADININ ÖLÜMÜ ŞÜPHELİ

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2024 Mart Raporu'nu yayınladı. Rapora göre, mart ayında erkekler tarafından 25 kadın öldürüldü, 21 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Aynı rapora göre öldürülen 25 kadından 3’ü boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile, 1’i ekonomik bahanelerle öldürüldü. 21’inin ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi.

KADINLAR KİMLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ?

Mart ayında öldürülen 25 kadının 13’ü evli olduğu erkek, 3’ü eskiden birlikte olduğu erkek, 2’si eskiden evli olduğu erkek, 2’si oğlu, 1’i babası, 1’i birlikte olduğu erkek, 1’i kardeşi, 1’i tanımadığı biri, 1’i daha önce kadını kaçıran erkek tarafından öldürüldü. Bu ay kadınların yüzde 52’si evli olduğu erkek tarafından öldürüldü.

KADINA ŞİDDETE YÖNELİK ÖZEL BİRİMLER OLUŞTURULDU 

Kadına yönelik şiddetle başa çıkma yöntemlerini anlatan Avukat Fatih Uzun “Normal şartlarda yasal düzenlemeler ile birlikte hem emniyette hem de aile mahkemelerinde özel birimler kuruldu. Bir kadın şiddete maruz kaldığında en hızlı şekilde telefonla ya da en yakın karakola başvurarak ihbarda bulunabilir.  Kolluk birimleri olaya en hızlı şekilde müdahale eder" dedi. 

“ŞİDDET BİLDİRİLMELİDİR”

Kadın erkek ayrımı olmaksızın bütün insanlık açısından şiddetin her türlüsüyle ilgili kapsamlı yasalar olduğunu belirten Av. Fatih Uzun “Biz adım atmadığımız takdirde, sessiz kaldığımız müddetçe bizim hakkımızı kimse savunamaz. Bizim bu noktada bildirici olmamız lazım. Her şey bildirimle başlar. Eğer bildirirseniz ve sıkıntınızı aktarırsanız ilgili birimler geriye zaten dönüyor. Bizim yasal düzenlemelerimizde, teknik ekibimizde, personelimizde herhangi bir problem yok. Sadece tek problem şiddetin ya da cinsel şiddetin dillendirilmemesinde” ifadelerini kullandı. 


“KADIN HUKUKA DEĞİL ÇEVRESİNE BAŞVURUYOR” 

Kadınların şiddete uğradığında çevresi yerine adli birimlere ulaşması gerektiğinin altını çizen Uzun, “Karı koca arasında bir sıkıntı olduğu takdirde kadın adliyeye bildirmek yerine yakın çevresine danışıyor, ve çevresindekilerin yanlış yönlendirmesi neticesinde olay ifşa olmuyor. Yarın barışırsınız, düzelir denilerek telkin edildiği için olaylar istenilmeyen bir noktaya geliyor. Kadın olayı bildirmiş olsa kanun önünde kesinlikle yapılan şiddetin affı yok” şeklinde konuştu. 

“KADIN ŞİKAYETİNİ ÇEKSE DE MAHKEME İŞİN PEŞİNİ BIRAKMIYOR”

Av. Fatih Uzun mahkemelerin kadına şiddete karşı keskin bir tavrının olduğunu altını çizdi. Uzun “Kadın, hakaret ya da tacizden şikayetçi olduğu zaman şikayetinden vazgeçse dahi mahkemeler bu konuda kesinlikle itibar etmiyor. Mahkeme tarafından şiddete maruz kalan kadının hakkı sonuna kadar korunuyor. Şiddet uygulayan eş baba kardeşte olsa durum fark etmiyor. Hukuk karşısında herhangi bir insana yapılan eylem ile bir kadına yapılan eylem aynı değildir. Bu kadar net bir tavır sergilenmişken şiddete maruz kalan kadınlar haklarını adliyede aramak yerine çevresinde arıyor” dedi. 

KADIN CİNAYETLERİNDEKİ ARTIŞIN NEDENİ NEDİR? 

Son yıllarda giderek artan kadın cinayetleri toplumu huzursuz ederken uzmanlar artışın temelini sosyolojik ve ekonomik sebeplere bağlıyor. Avukat Uzun ise konuyla ilgili olarak şu sebepleri saydı: Kadına şiddetin artmasında sosyolojik bir neden var. Çünkü artık toplumda maalesef kadının yeri değersizleştiriliyor. Bu nedenle kadına verilen değer ortadan kalktığı sürece kadın eşya pozisyonuna sokulmaya çalışılıyor. Erkekler özellikle yetiştirilme tarzından kaynaklı olarak kadına karşı çok kötü davranabiliyor. Diğer bir etken ise son yıllarda ülkemizde gittikçe artan eğitim seviyesinin düşmüş olması. Eğitimsizliğin neticesinde bu ve buna benzer istenmeyen olaylar ne yazik ki yaşanıyor.Ayrıca belirtmek isterim ki kanundaki yasalar toplumda yanlış algılanıyor. ‘Ben bunu yaparsam cezası yokmuş’ gibi yorumlar eyleme dönüşerek suçların artmasına neden oluyor. Halbuki kesinlikle cezasızlık söz konusu değil. Maalesef internette dolaşan bilgi kirliliği gün sonunda insanların hangi yaptırımla karşı karşıya kalacaklarını saptırıyor. Bunun temeli az önce de belirttiğim gibi eğitimsizlik.”

“İDAM CEZASI DAHA FAZLA İNSANIN ÖLÜMÜNE SEBEBİYET VERİR”

Kadına şiddete karşı ‘idam getirilsin’ yorumlarına da değinen Uzun “Bu konuda benim tavrım nettir. İdam cezası suçların önüne geçilmesini engelleyeceği gibi daha fazla insanın ölümüne sebebiyet verir. Çünkü bir olaya karışan kişi olayın sonucunda öleceğini bilirse o insana zarar verir, ortadan kaldırır. Biz o insanları ıslah ederek topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Yoksa binlerce insanın ölümüne neden olabilir. Bu da toplumda daha farklı bir travmaya neden olur. Kadına şiddet ne kadar kötü bir eylem ise insan hayatının yargısal anlamda karar verilerek sonlandırılması bence o kadar kötü.” İfadelerini kullandı.