Dorukhan Büyükışık soruşturmasında ifadeler ortaya çıktı

İzmir'de emekli tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu Dorukhan Büyükışık'ın 13 Mayıs 2018'de inşaatta ölü bulunmasına ilişkin 23 şüpheli tutuklandı. Tutuklanan şüphelilerin ifadeleri ortaya çıktı.

Dorukhan Büyükışık soruşturmasında ifadeler ortaya çıktı

İzmir'de emekli tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu Dorukhan Büyükışık'ın 13 Mayıs 2018'de Tanyer Yapı Anonim Şirketine ait Bulut Orman evleri isimli inşaat şantiye alanında 7 katlı apartman blok önünde cesedi bulunmasına ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 23 şüpheli tutuklandı.

Soruşturma kapsamında tutuklanan şüphelilerin ifadeleri ortaya çıktı. Proje Müdürü Onur Alp Saraç ifadesinde, "Şantiye alanında güvenlik sistemlerinden ve kamera sistemlerinden o dönem görevli olan saha mühendisi ve şantiye şefi sorumluydu. O dönem saha mühendisi Y.A., şantiye şefi ise İ.G.E. idi. 14 Mayıs 2018 günü saat yaklaşık 08.00 gibi Bulutorman Evleri şantiye alanına mesai için gittiğimde yaklaşık saat 10.00-11.00 civarında ismini Erhan olarak hatırladığım bir işçinin bana hitaben “şefim Cumartesi akşamı adamın birisi kendisini atmış sabahta işçiler bulmuş” şeklinde söylemesi üzerine öğrendim" dedi. İşçi Aziz Kocataş ise, "13 Mayıs 2018 tarihinde Tanyer Yapı A.Ş.’ne ait Bulut Orman Evleri İnşaat Şantiye alanında ve Asma Bahçeler şantiye alanında ustaların en kıdemlisi olmam sebebiyle Usta başı olarak çalışmaktaydım. Burada çalıştığım sürelerde şantiye alanında bulunan Tanyer Yapı A.Ş.’ne ait Asma Bahçe kısmında olan konteynerde kalırdım. Olay tarihi olan 13 Mayıs 2018 tarihinde de günlerden Pazar olması sebebiyle kaldığım konteynerde istirahat ederken şantiyede duvar ustası olarak çalışan soyadını hatırlamadığım Haşim isimli şahsın beni yaklaşık saat 08.00 – 09.00 arasında arayarak “yukarıya gel burada birisi ölmüş” dedi. Bende bunun üzerine olay yeri olan yukarı diye bahsettiği C bloğun önüne gittim. Ben gittiğimde orada bir kalabalık vardı. Tam o esnada polisler geldiler. Olayın olduğu yeri çevirdiler. Ben o sırada patronumun oğlu olan Mehmet Taylan Tanyer’i şantiyede olan ölüm olayı hakkında haberi olsun diye bilgi vermek için aradım. Aradığımda geliyorum dedi. Kısa bir süre sonra patronum ve oğlu geldi. Zaten olay yerinde polislerin olması sebebiyle bizi olay yerinden uzaklaştırdılar" ifadelerini kullandı.

"DİKKAT ÇEKEN BİR HUSUS OLSAYDI BANA BİLDİRİRLERDİ"

Polis memuru Musa Erikçi ifadesinde ölüm olayının kendisine bildirilmesi üzerine bölgenin krokisini hazırladığını kaydederek, "Olay yerinde maktulü gördüm. Benim gördüğümde maktul inşaat alanının ön kısmındaki isnat duvarına 1-2 metre mesafede sırt üstü yatar pozisyonda yatar şekildeydi. Olay yerinden ayrıldıktan sonra bahse konu olay ile ilgili daha sonrasında bir talimat aldık. Bu talimatta olay yerinde bulunan güvenlik kulübelerinin yerlerinin belirten krokisinin çizilmesi idi. Bizde tekrar olay bölgesine giderek tekrar bölgenin krokisini çizdik. Bu talimatı Cumhuriyet Savcısı vermiştir. Olay yerinde bulunan siyah boru ve üzerindeki ayakkabı taban izini görmedim, maktulün yanında veya yakınında sigara paketi ve izmarit görmedim. Ancak bölgede eski içilmiş sigara izmaritleri vardı. Ayrıca bölgeye yani maktulün otopsisine gelen Cumhuriyet Savcısı, Ekipler Amiri Komiser Atakan, Grup Amiri Komiser Yardımcısı Deniz Asıcı cesedin yanındaydılar eğer dikkat çeken bir husus olsaydı onlar bu hususu bana bildirirlerdi" diye konuştu.

'EŞOFMAN TAKIMINDA KAN LEKESİ VE TOZ YOKTU'

Teknisyen ve ustabaşı Murat Köse, yaklaşık 15-20 m mesafeden maktüle baktığında üzerinde eşofman takımı olduğunu bu eşofman takımında herhangi bir kan lekesi, toz olmadığını ve maktülün yüz üstü yatar vaziyette durduğunu söyledi. Köse, "Etrafında hatırladığım kadarıyla Yiğit Şef, İş Makinası Operatörü Bilal, isimlerini hatırlayamadığım kalıp çalışanları ve polis memurları vardı. Olayı öğrendik sonra kimseye bu konu hakkında bilgi vermedim. Olay günü 13 Mayıs 2018 tarihinde saat: 09.00 – 10.00 sıralarında Yiğit Şef’in kullanmış olduğum şirket hattımı aradıktan yaklaşık 30 dakika sonra Tanyer yapı anonim şirketine ait bulut orman evleri inşaat şantiyesine gittim. Kamera kayıt cihazını ve şifresini vermek üzere şantiye girişinde bulunan A Blok’un bulunduğu bölgede olan bekçi kulübesine giderek burada kamere kayıt cihazını ve şifresini eşkalini hatırlayamadığım polis memuruna teslim ettim. Olay yerinde benden başkaca bir işlem istenilmemesi üzerine herhangi bir işlem yapmadım. Maktülü ilk gördüğümde etrafında herhangi bir cep telefonu ve araba anahtarı görmedim. Hatırladığım kadarıyla etrafta bulunan polis memurlarının kendi aralarında konuşmalarında araç anahtarının aracın üzerinde takılı bir vaziyette olduğunu duymuştum" şeklinde konuştu.

ŞİRKET SAHİBİ BABA OĞUL İFADE VERDİ

Şirket sahibinin oğlu Mehmet Taylan Tanyer ise ifadesinde "Sabah saatlerinde beni şantiyemizde kaba inşaat taşeron olarak çalışmakta olan Aziz Kocataş aradı ve bana ‘Şantiyede ceset var’ dedi. İş kazası olup olmadığını sordum, kendisi bana şahsı tanımadıklarını hiçbir bilgisi olmadığını söyledi. Haber aldıktan sonra hemen hazırlandım tahminen (10-15) dakika sonra evden çıktım ve kendi aracımla Bulut Orman Evleri’nin bulunduğu bölgeye gittim. Evim ile Bulut Orman Evleri’nin arasındaki mesafe araçla takriben (5-6) dakikadır. Olay mahalline geldiğimde maktulün bulunduğu yerin civarında (8-10) kişi vardı. Bu kişiler hatırladığım kadarıyla Yiğit Aykurt, Aziz Kocataş ve ekibi bulunmaktaydı. Aziz Kocataş’ın ekibinden kimler olduğunu bilmiyorum fakat çatıda bir telefon olduğunu maktulün etrafında bulunan kalabalıktan bir kişi söyledi. Olay mahalline gittiğimde Bulut Orman Sitesi’nin C Blok kısmının önünde bulunan toprak alanda yüzü gökyüzüne bakar bir şekilde genç bir insan bulunmaktaydı. Etrafında herhangi bir kan izi, insan parçası vb. herhangi bir uzuv ben görmedim. O esnada kendi cep telefonumdan maktulün fotoğrafını çektim. Yine olay yerinde ben geldiğimde polis, ambulans yoktu. Ben maktulün etrafında anahtar, sigara paketi, peçete vb. obje görmedim, dikkatimi de çekmedi. İlçe Emniyet Müdürümüz İsmail Bey’i aradım. İsmail Bey’e ‘Şantiyede bir şahsın ölü olarak bulunduğunu’ söyledim. O da iş kazası olup olmadığını, tanıyıp tanımadığımızı sordu. Bende tanımadığımızı, iş kazası olmadığını söyledim. Sonrasında İsmail Bey bana ‘Polise, Ambulansa haber verdiniz mi?’ dedi. Bende ‘Vermişler fakat Ambulans gelmedi’ dedim" dedi. Şirkete sahibi Mehmet Münir Tanyer de sabah saatlerinde karakoldan arandığını, şantiyede bir ceset olduğunu bu konuda bilgisinin olup olmadığını sordular. Tanyer, "Bilgim olmadığını söyledim akabinde tahminen kısa bir süre sonra oğlum beni arayarak şantiyede bir ceset olduğunu söyledi" dedi.

'TAHKİKATİN KARAKOL POLİSİNCE YÜRÜTÜLDÜĞÜNÜ BİLİYORUM'

İlçe Emniyet Müdürü İsmai Yalçın ifadesinde "Tanyer inşaat şirketinin sahibi Münir Tanyer’in oğlu arayarak, “İnşaatlarının önünde bir şahsın hareketsiz olarak yattığını, ne yapacaklarını bilemediklerini” söyledi. Bende kendisine 112’yi aramasını söyledim. Taylan Tanyer ile daha öncesinden tanışıklığımız vardı. Hatta kendisini karakol ekibini göndereceğimi söyleyerek görüşmeyi tamamladık. Akabinde Şehit Ayvhan Tanrıveri karakolun amiri olan İsmail Köksal’ı arayarak olaya ilişkin bilgi verdikten sonra olay yerine ekip göndermesini söyledim. İlerleyen süreçte henüz evden çıkmamıştım, bu süreçte yerde yatan şahsın Ex olduğunu öğrendim. Şahsın EX olduğunu öğrendikten sonra İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürünü arayarak cinayet ekibi talebinde bulundum. Olay yerine vardığımda Karakol amiri İsmail Köksal, karakol personelleri, ilçe suç araştırma personelleri, resmi ilçe asayiş ekipler personelleri bulunmaktaydı. Maktul Dorukhan Büyükışık’ın bulunduğu yere doğru geçtim. Maktul bina önünde toprak zeminde şuanda hangi pozisyonda olduğunu hatırlamamakla birlikte yerde olduğunu gördüm. Daha sonra ismini hatırlamadığım memurlardan biri bana binanın çatı katında bulunan yan duvarın üzerinde 1 adet cep telefonun bulunduğunu söylemeleri üzerine, telefonun bulunduğu çatı katına personeller ile birlikte çıktık. Telefonu gördüm. Memurun söylediği gibi çatı katının duvarında maktulün bulunduğu hizada olduğunu gördüm. Personele kimsenin telefona dokunmamasını söyledim ve telefonun kaybolmaması için ismini hatırlamadığım bir personele beklemesini söyledim. Olay yerine ilk geldiğimde hatta yanımda bulunan karakol amiri İsmail Köksal ile birlikte orada bulunan inşaat işçilerine olay hakkında bilgilerinin olup olmadığını sorduk. Gece 12 sularında bir ses duyduklarını söylediler. Ben de kendilerine niye çıkıp bakmadıklarını sorduğumda, sesin devamı gelmeyince çıkıp bakmadıklarını söylediler. İsmail Köksal soruşturmayı yürütecek olan adli amir olduğundan sürekli savcı beyin yanındaydı. Ben olay mahallende işlerin tamamlanmasını beklemeye başladım. Bu arada maktulün kimliği belli oldu. Olay yerine babası gelmişti. Ben İl Emniyet Müdürümüze ve İlçe Kaymakamımıza bilgi aktardım. İl Emniyet Müdürümüz konuyu hassasiyetle takip etmemizi ayrıca gelişme olursa kedisine bilgi aktarmamız talimatını verdi. Bende kendisine olay mahallinde olduğumu, asayiş, cinayet, olay yeri ve kendi personelim ile olayı takip ettiğimizi bildirdim. Savcı bey ve doktor ölü muayenesini yaptılar. Savcı bey İsmail Köksal’a orada bulunan inşaat işçilerinin ifadelerinin alınması, çevredeki kamara görüntülerinin toplanması talimatlarını verdi. Savcı bey incelemesini tamamlayana kadar bende olay yerindeydim. Savcı bey olay yerinden ayrılınca bende olay yerinden ayrıldım. Gerekli tahkikat karakol personelince yürütüldüğünü biliyorum. Savcı bey cinayet büro ekiplerine herhangi bir görevlendirme yapmadığı için soruşturmayı karakol ekibince yürütüldü. Zaten ben olaydan yaklaşık 5 ay sonra İzmir Bölge Kriminal Laboratuvar Müdürlüğüne Laboratuvar müdürü olarak atandım" ifadelerini kullandı.

'TELEFONDA ÖĞRENDİM'

Karakol amiri İsmail Köksal, konu ile ilgili olarak daha önce 6 defa ifade verdiğini, halen İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinde aynı suçlardan sanık olarak yargılandığını, eklemek istediği bir husus olmadığını söyledi. Şantiye şefi İhsan Gökmen Ellez de ifadesinde, "Saha Mühendisi olan Yiğit Aykurt tarafından arandım. Bana “Tanyer Yapı Anonim Şirketine ait Bulut Orman Evleri İnşaat Şantiye Alanında bulunan C Bloğun önünde birisi yatıyor.” dedi. Ben de kendisine nasıl yatıyor kim olduğunu bilmiyor musun? Uyuyorsa kaldır oradan. Diye kendisine söyledim. Yiğit Aykurt da bana yatan kişiyi tanımadığını ve yatan kişinin ölmüş olabileceğini söyledi. Bu durumu öğrenmeme müteakip Tanyer Yapıya Ait Bulut Orman Evlerine şirkete ait olan plakasını hatırlamadığım Fıat Fiorino marka araçla aynı gün saat:09.00 sıralarında gittim. Şantiye alanına vardığımda firma sahibi firma sahibinin oğlu Proje Müdürü, Saha Mühendisi, Kalıp Duvar Ustabaşı bulunmaktaydı. Hatırladığım kadarıyla isimlerini saydığım çalışanlar ben olay yerine ilk gittiğim anda olay yerindeydi. Güvenlikten sorumlu bekçiler de olay yerindeydi. Ancak aradan 7-8 yıllık süre geçmesi nedeniyle isimlerini tam olarak hatırlamıyorum. Ancak meydana gelen ölüm olayını şantiye de çalışan tüm personellere bildirilmesi sonucunda hepsi şantiye alanına geldiler. Sadece olay tarihinde araç bakım şefi ve güvenlik amiri olan Cevdet Akay'ın gelmediğini hatırlıyorum" diye konuştu.

'DOSYADA ADI GEÇENLERLE PARA ALIŞVERİŞİM OLMADI'

Grup amiri Hüseyin Vurucu, "Ben olay yerine öncesi, olay günü nede olay sonrası hiç gitmedim. Ben o gün başka bir görevlendirmedeydim. Ben olay günü Soma İlçesinde Maden faciası konusu ile ilgili bir faaliyet vardı. Orada görevli olduğumu hatırlıyorum. Tam tarihini hatırlamamakla birlikte ilerleyen günlerde polis merkezindeki arkadaşlarımdan olayı öğrendim ve olaya bakan, o dönemde karakol amirimiz olan Başkomiser İsmail Köksal’ın olay yerine gittiğini olayın başından sonuna kadar olayla ilgilendiğini öğrendiğimi hatırlıyorum. Bu olayla ilgili benim hiçbir ifadelerde, tutanaklarda ve hiçbir resmi belgelerde ismim ve imzam yoktur. Bu dosyada olmamın tek sebebi o günkü görev listesinde grup amiri olarak görülmemdir. Benim adı geçen inşaat sahipleri ile, çalışanları ile ve bekçileri ile ne olay öncesi ne olay günü nede olay sonrası hiç biri ile yüz yüze veya telefon ile irtibatım olmamıştır. Bu dosyada adı geçen hiçbir kimse ile para alışverişim olmamıştır" dedi.

'PAT SESİ DUYDUM"

Gece bekçisi Hüseyin Kaya, ölüm olayını ilk kendisinin görmediğini, telefonla öğrendiğini söyledi. Kaya, Maktülün ilk olarak Aziz Kocataş tarafından C Blok önünde gördüğünü duydum. Yetkililer olay yerinde ifademizi aldılar. Maktülü ben yaklaşık 10-15 metre uzaktan ördüm. Sırtüstü yatar vaziyetteydi. Yüzü yukarı bakıyordu Gece nöbet tuttuğum esnada bağırma sesi duymadım. Sadece “pat” diye bir ses duydum. Bunun dışında başkaca bir ses duymadım. Eğer insan sesi duysaydım 112 acil hattını yada polisi arardım. 13 Mayıs 2018 günü saat:03.00 sıralarında “pat” diye sesi duyduğum esnada Bilal Çelik de kalmakta olduğu konteynırdan çıkarak yanıma geldi. Bilal Çelik ile benim nöbet kulübemin arasında yaklaşık 30-40 metre bulunmaktadır. Ben kulübemin önünde bulunan köpek ile biraz dolaştıktan sonra herhangi bir olumsuz durum olmadığını anlaması üzerine Bilal Çelik de kalmakta olduğu konteynıra gitti bunun dışında herhangi bir durum yaşanmadı" diye konuştu.

'TAK DİYE BİR SES DUYDUM'

Delgi operatörü Bilal Çelik, "Olay yerini emniyet ekipleri, emniyet şeridine aldıklarını ve şerit içerisinde bir erkek şahsın sırtüstü yattığını gördüm. Daha sonra öğrendiğim kadarıyla ölen şahsın isminin Dorukhan Büyükışık olduğunu öğrendim. Ben kendisini ilk defa olay mahallinde gördüm daha önceden maktulü hiçbir yerde görmedim. Maktülle aramda herhangi bir alacak verecek meselesi ve husumet bulunmamaktadır. Olayın ne şekilde gerçekleştiğine dair herhangi bir kişiden herhangi bir şey duymadım. 12 Mayıs 2018 günü saat:23.00 sıralarında konteynırın önünde oturduğum esnada “Tak” diye bir ses duydum. Bunun üzerine gece bekçisi olan Hüseyin Kaya’ya bir ses duydum, istersen köpekle devriye gez dedim ve köpeği verdim. Ben konteynıra girdikten Hüseyin Kaya'nın ne yaptığını bilmiyorum. Olay gecesi şantiye alanında bir bağırma sesi veya başkaca bir insan sesi duymadım. Ancak olay gecesi yukarıda da belirtiğim üzere “Tak” diye bir ses duydum" dedi.

'BAĞIRMA SESİ DUYDUM'

Gece bekçisi Hulusu Aras ise "Tam saatini hatırlamadığım bir saatte bulunduğum bekçi kulübesinde bir bağırma sesi duydum. Bu sesi duyduktan sonra kulübemden çıktım. Benim kulübemin bulunduğu yer inşaat alanında bulunan son binanın önündeydi. Ben bulunduğum yerden çıktım alt taraftaki binanın orada olan Hüseyin Kaya’nın bulunduğu kulübeye doğru duyduğum sesin ne olduğunu sordum. Hüseyin Kaya da bana “bir şey yok” dedi. Bende bunun üzerine geri kulübeme döndüm. Daha sonra sabah 07.00’de işten çıktım ve şu anda ikamet ettiğim adres olan evime gittim. Sonra yaklaşık 09.00 – 10.00 civarında beni aradan uzun zaman geçtiği için hatırlamadığım bir şantiye çalışanı veya polis aradı ve olayı söyleyerek şantiyeye çağırdı. Bunun üzerine ben şantiyeye geri döndüm. Şantiyeye döndüğümde olay yeri olan maktulün olduğu yerde kalabalık vardı. Ben gittiğimde diğer gece bekçileri oradaydı. Ben maktule ait cenazeyi gördüm ancak ne şekilde olduğunu aradan uzun zaman geçmesi sebebiyle hatırlamıyorum. Ne kadar süre sonra olduğunu hatırlamıyorum ama bir süre sonra oradan tanımadığım bir polis ben ve Tayfun Çakmakçı’ya karakola gidip ifade vermemiz gerektiğini söyledi. Bunun üzerine Narlıdere karakoluna gittik. Orada bizim ifademizi aldılar. Şantiye alanında toplam 3 adet bekçi kulübesi vardı. 13 Mayıs 2018 tarihinde bu bekçi kulübelerinin birinde ben görev yapıyordum, birinde Tayfun Çakmakçı görev yapıyordu diğerinde ise Hüseyin Kaya görev yapıyordu" ifadelerini kullandı.

'OLAY GECESİ OLAĞANDIŞI BİR DURUMLA KARŞILAŞMADIM"

Gece bekçisi Tayfun Çakmakçı ise ifadesinde şunları söyledi:

"Olay gecesinde maktulün bulunduğu yere yaklaşık 150 metre uzaklıkta bulunan bekçi kulübesindeydim. Olay gecesi olağandışı herhangi bir durumla karşılaşmadım. Araç sesi, çığlık sesi vs hiçbir şey duymadım. Ben olay sabahı saat:08.00 sıralarında görevimin bitmesine müteakip evime gittim. Nöbet kulübem ile maktulün bulunduğu alan çok uzakta değil fakat olay yerinde herhangi bir farklılık görmedim. Maktulün yatar vaziyette olduğu alanın önünde büyük hava kompresörleri bulunmaktaydı. Bu malzemelerin olmasından dolayı vefat eden şahsı görmedim. Evime gittikten sonra personelden sorumlu olan Cevdet Akay isimli şahıs beni arayarak olay olduğunu bildirdi ve gelmemi istedi. Olay yerine gittiğimde polislerin olduğunu, meraklı sivil kalabalığın olduğunu gördüm. Maktülü merak ederek yaklaştım iş arkadaşlarımdan birinin olabileceğini düşünerek sırtüstü yatar vaziyette olan şahsı gördüm, tanıdığım birisi olmaması sebebiyle geri çekildim. Maktülün etrafında herhangi bir malzeme görmedim. Sonrasında olay yerine yaklaşmadan bekledim. Olay yeri yakınında bulunan vatandaşlarla beraber bekliyorduk fakat olayın nasıl olduğu konusunda fikrim yoktu. Polisler tarafından ifade vermemiz gerektiği bildirildi, İnşaat Şefi olan İhsan Gökmen Ellez ile birlikte Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğüne gittik ve ifade işlemlerinin bitmesine müteakip karakoldan ayrıldım ve evime gittim" diye konuştu.

HAKKINDAKİ ÇELİŞKİLİ İFADELERİ REDDETTİ

Bir diğer gece bekçisi Ali Gülbaşı da aynı firmanın bir başka inşaat alanında çalıştığını olay ile ilgili olarak hiçbir bilgisi ve görgüsü olmadığını söyledi. Gülbaşı, "Gece boyunca hiçbir şey duymadım ve görmedim, olaydan haberim olmadı. Damadım şantiyede ölüm olayının olduğunu söyledi. Ben de merak ettim ve olay yerine gittim. Ben gittiğimde polislerin olay yerinde olduğunu gördüm, beni olay yerine yaklaştırmadılar. Uzaktan dahi olsa maktülü görmedim" şeklinde konuştu. Personel ve araç sorumlusu Cevdet Akay, gece bekçisinin kendisini arayarak inşaatta alanında ceset bulunduğunu söylediğini kaydetti. Akay, "Bende bunun üzerine şirket sahibi Münir Tanyer'i aradım ‘inşaat alanında ceset bulunmuş’ şeklinde telefonda söylediğimde bana kendisinin ‘inşaat alanında olduğunu’ söylemesi üzerine bende kendisine ‘bende geleyim mi komutanım dedim’ çünkü Münir Tanyer eski askeri personeldir, o da bana ‘polisler olaya el koydu senin gelmene gerek yok ’ dedi. Bende bunun üzerine günlük normal hayatıma devam ettim. Akay hakkındaki "şantiyede olduğu" beyanına ilişkin "Ali Gülbaşı'nın ifade tutanağında bahsettiği ‘Şantiye alanına gittim. Burada karşılaştığım şantiye şefi olarak görev yapan Cevdet beyin olayla ilgili olarak bekçi arkadaşları haberdar etmemi söylemesi üzerine arkadaşları telefonla aradım’ şeklinde söylemleri tamamen asılsızdır. Çünkü ben olay yerine 13 Mayıs 2018 tarihinde hiç gitmedim ayrıca ben şantiye şefi değilim, şantiye şefi olan İhsan Gökmen Ellez'dir. Olay yerine yani çalıştığım yere normal mesaime pazartesi günü gittim. Ben, Ali Gülbaşı’nın yanlışlıkla İhsan Gökmen Ellez’in yerine benim ismimi söylediğini düşünüyorum. Olay tarihinde ben durumu Münir beye söyledikten sonra kendisi bana ‘Ben zaten buradayım polisler olaya el koydu senin gelmene gerek yok' şeklinde söylemine ilişkin Mehmet Münir Tanyer‘in mahkeme aşamasında ‘ben öyle bir talimat vermedim ‘ şeklinde söylemi ise muhtemelen kafasının yoğunluğundan kaynaklı olarak konuşmamızı net hatırlamadığından kaynaklıdır" dedi.

'ŞÜPHELİ ÖLÜM OLABİLECEĞİNİ SÖYLEDİM BAŞKOMİSER İNTİHAR DEDİ'

Gündüz bekçisi Hasan Ardıç da ifadesinde "İnşaat şantiyesine geldiğimde büyük bir kalabalık ile polis ekiplerinin olduğunu gördüm, çalışmış olduğum inşaata geçmek istediğimde polisler meydana gelen olaydan dolayı beni alana yaklaştırmadı, bunun üzerine bende olay yerine yaklaşık 50 m uzaklıkta şantiyenin bir noktasında bekledim. Çevrede bulunan polislerin ve çalışanların konuşmaları sonucu inşaattan bir vatandaşın düştüğünü öğrendim. Olay yerine baktığımda maktül Dorukhan Büyükışık’ın sırt üstü yatar vaziyette yerde yattığını Olay Yeri İnceleme Ekiplerinin ise inceleme yaptığını gördüm" ifadelerini kullandı. Polis memuru Halil Arslandağ, ihbar üzerine Fikret Sarıaslan ile birlikte olay yerine gittiklerini, bekçinin yanlarına gelerek maktulün olduğu yeri gösterdiğini, 6 ekip maktulün yanına gittiklerini söyledi. Arslandağ, "Olay yerine vardığımda 20-25 yaşlarında erkek şahsın sırt üstü yatar vaziyette, inşaat alanı içerisinde olduğunu, inşası devam eden binaya 4-5 metre uzaklıkta toprak zemin üzerinde olduğunu gördüm. Olay yerinde bulunan arkadaşlarımla beraber emniyet şeridi çekerek olay yerinin emniyetini aldık. Şahsın kimlik tespiti çalışmasına başladım. Maktulün baş ucunda hatırladığım kadarıyla Ford marka araç anahtarı bulunmaktaydı. İsmini hatırlamadığım bir arkadaşım plaka tespit ettiğini ve plaka sorgulaması yaptığını bildirdi. Olay yerinde bulunan inşaat yapılan binaya hiç çıkmadım, araç anahtarına dokunmadım. Ben de maktulün babası olarak düşündüğüm Ethem Büyükışık’ı aradım. Şahsa “oğlunuz inşaat alanında kaza geçirdi olay yerine gelir misiniz” dedim şahıs “tamam geliyorum” dedi ve telefonu kapattı. Olayın şüpheli ölüm olabileceğini düşünmem sebebiyle Olay Yeri İnceleme Ekibi ve Cinayet Büro ekiplerine de bilgi verdim. Ben Ethem’e bilgi verdikten sonra Karakol Amiri olan Başkomiser İsmail Köksal olay yerine geldi ve orada bulunan sivil ekip arkadaşlarım ile maktulün başında iken İsmail Köksal’a “Bu olayın şüpheli ölüm olayı olabileceğini söyledim. O da bana “olur mu normal bir intihar olayı, ben daha önce Olay Yeri İncelemede görev yaptım, şüpheli bir durumu yok” dedi. İsmail Köksal’ın olay ile ilgili yorumundan sonra biz onun emirlerine riayet ettik. İsmail Köksal’ın gelmesinden az bir süre sonra Ethem Büyükışı da olay yerine intikal etti. Bu esnada Adli Tabip ile aynı zaman diliminde Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü olan İsmail Yalçın da olay yerine geldi. Adli Tabipten sonra olay yerine Cumhuriyet Savcısı geldi ve incelemelerde bulunduğu sırada Adli Kolluk Amiri olan Başkomiser İsmail Köksal sivil ekip olarak beni yanına çağırdı ve bölgede ekibin eksik olduğunu, benim görev yerlerime dönmem gerektiğini söyledi. Ben de emri almama müteakip olay yerinden ayrılmadan önce orada bulunan resmi ekiplere bilgileri aktardım ve görev yerime döndüm. Bu esnada Cumhuriyet Savcısı çalışmasını bitirdikten sonra soruşturmayı hangi büroya verdiğini bilmiyorum. Şüpheli ölüm olarak mı yoksa normal ölüm olarak mı değerlendirdiğini bilmiyorum" ifadelerini kullandı.

'İNŞAATA GİRDİĞİ KAMERA GÖRÜNTÜLERİ VARDI'

Olay yerinde bulunan bir diğer polis memuru Fikret Sarıaslan, gelen ihbar üzerine olay yerine gittiklerini, Dorukhan Büyükışık'ın istinat duvarına yakın bir şekilde sırtüstü yatar vaziyette olduğunu ve yanından yaklaşık 10-15 cm uzaklıkta bir kontak anahtarı bulunduğunu söyledi. Sarıaslan, "Olay yerine ilk geldiğimde bizi karşılayan ismini hatırlamadığım görsem de tanımayacağım yaşlı bir bekçi yukarıda maktüle ait eşyalar var dedi. Biz bu söylemin üzerine üstlerimize bilgi vererek Olay Yeri İnceleme Ekiplerinin olay yerine gelmesini bekledik . Ben olay mahalliyle ilgili savcı gelmeden olayla ilgili bilgi toplamak amacıyla görgü tanığı var mı , olay yerini gören kamera var mı bunun araştırmasını yaptığım esnada Başkomiser İsmail Köksal olay mahalline geldi. Bizim kendisiyle görev bakımından ast-üst ilişkimiz bulunmamaktadır. Başkomiser İsmail Köksal orda bulunan bir arkadaşa buraya kimse girmesin yani inşaatın yukarıya çıkan merdivenlerin orasını kastederek talimat verdi. Bu talimatı vermeden önce kendisine maktülün yukarıda eşyalarının bulunduğu bilgisi verilmişti. Kamera araştırması yaptığım esnada inşaatta pozisyonunu bilmediğim bir çalışan ölen şahsın inşaat alanına girdiğini gösteren kamera kaydının olduğunu söyledi. Bunun akabinde bende olay yerinde bulunan Başkomiser İsmail Köksal’a söyledim. Kendisi bana “Biraz bekle, ben Olay Yeri İnceleme ve Cinayet Büro’dan 1‘er personel alıp geliyorum .” dedi. Sonra yanında 2 kişiyle ve birlikte inşaatın aşağı kısmında bulunan bekçi kulübesine gittik. İsmail Köksal Başkomiser, 1 Olay Yeri Personeli ve 1 Cinayet Büro personeli olarak düşündüğüm personel olmak üzere toplam 3 kişi görevli eşliğinde içeri girdiler. Bekçi kulübesinin küçük olması sebebiyle ben kulübenin dışında bekledim. O esnada gördüğüm kadarıyla içeride bulunanlar kamera görüntülerini izliyorlardı. İçeride konuşulan bir şey olduysa ben duymadım. Daha sonrasında Başkomiser bana Halil Arslandağ’ın yanına gitmemi söyledi . Bende bunun akabinde bekçi kulübesinin dışından ayrıldım" şeklinde konuştu.

'DÖVÜLEREK ÖLDÜRÜLDÜ"

Büyükışık'ın ölü bulunmasına ilişkin ihbarda bulunan Veli Şenol, olay gününde 21:00’de inşaat alanına alçıpan getirdiğini, ancak hava karardığı için işçilerin yükü indirmeyip olay yerindeki kameraların altına aracı park ettirdiklerini ve yükü sabah indirebileceklerini söylediğini ve kendisinin aracı park edip TIR içinde istirahate çekildiğini söyledi. Gece 01:15 sıralarında TIR’da istirahat ettiği sırada bağırma sesleri duyması üzerine araçtan inerek cinayete tanık olduğunu söyleyen Şenol, maktul Dorukhan Büyükışık’ın yürüyüş yaptığı için kendisinden şüphelenilerek inşaat işçileri tarafından dövülerek öldürüldüğünü, şüpheli Taylan Tanyer’in saat 02:30 sıralarında olay yerine geldiğini ve geldiği esnada A Blok bölgesinde darp edilen maktulün hala can çekiştiğini kaydetti. Şenol, şüpheli Taylan Tanyer’in saat 02:30 sıralarında olay yerine geldiği sırada iki sivil araçla toplam 6 sivil polisin de olay bölgesine geldiğini sabaha kadar olay yerine gelen polislerin sayısının 12-13’ü bulduğunu ve içlerinde bir başkomiserin de bulunduğunu, gece olay yerine gelen ve sabaha kadar olay yerinde kalan polislerin A Blok bölgesinde öldürülen maktulün cenazesini C Blok bölgesinde sabah bulunduğu noktaya bir branda ile taşıdığını, giysilerini silerek düzelttiğini kaydetti. Şirket sahibi Taylan Tanyer’in polislerle birlikte hareket ettiğini iddia eden ihbarcı Şenol, kendisinin elinde olay gecesi kendisinin cep telefonuyla çektiği maktulün olay yerindeki görüntüleri, cinayeti işleyen işçilerin ve polislerin ses kayıtları ve fotoğrafları olduğunu, büyük bir vicdan azabı çektiğini, bu nedenle müştekiyi arayıp durumu aktardığını ve müştekiye delilleri teslim edeceğini aktardı.

Kaynak: Haber Merkezi
İzmir