HSK'dan yargı mensuplarına sosyal medya uyarısı
Hakimler ve Savcılar Kurulu, yargı teşkilatına hakim ve savcıların sosyal medya ve dijital ağları kullanırken dikkat etmeleri gereken etik ilke ve sınırları hatırlatan yazıyı yargı gönderdi. Yazıda, sosyal medya kullanımı üzerinden yapılan tartışmalar karşısında hem kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi hem de yargı teşkilatı içinde etik farkındalığın artırılmasının hedeflendiği belirtildi.
Hakimler ve Savcılar Kurulu, sosyal medya kullanan yargı mensuplarına yönelik, yargıya duyulan güvenin korunması ve mesleki farkındalığın güçlendirilmesi amacıyla yazı gönderildi.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9’uncu ve 138’inci maddeleri hatırlatılan yazıda, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanıldığı, hakimlerin görevlerinde Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar verdikleri kaydedildi. Anayasal güvencenin bir ayrıcalık değil, yargıya duyulan güveni korumaya yönelik bir sorumluluk olduğu ifade edildi.
ETİK İLKE VE ÖLÇÜLÜLÜK ÇERÇEVESİNDE KULLANILMALI
Yazıda, dijital iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, sosyal medya ve benzeri platformlarda yapılan paylaşımların etkisinin arttığı belirtildi. Hakim ve savcıların ifade özgürlüğünün hem ulusal hem de uluslararası düzeyde güvence altında olduğu, ancak mesleğin kendine özgü niteliği nedeniyle bu özgürlüğün etik ilke ve ölçülülük çerçevesinde kullanılması gerektiği kaydedildi.
ALGIYI DOĞRUDAN ETKİLEYEBİLİR
Sosyal medya paylaşımlarının çoğu zaman kişisel alanla sınırlı kalmadığı aktarılarak bağlamından koparılarak kamuoyunda yargıya ilişkin algıyı doğrudan etkileyebildiğine dikkat çekildi. Bu nedenle hakim ve savcıların, fiili tarafsızlığın yanı sıra tarafsızlık görünümünü de her koşulda koruma yükümlülüğü bulunduğu belirtildi.
YARGIYI TEMSİL ETTİKLERİ BİLİNCİYLE HAREKET ETMELERİ BEKLENİYOR
Hakim ve savcılara yol göstermek amacıyla hazırlanan ‘Türk Yargı Etiği Bildirgesi Kapsamında Sosyal Medya Kullanım Rehberi’nin, HSK Genel Kurulu’nun kararıyla kabul edildiği ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği kaydedildi. Rehberde, sosyal medya hesaplarının oluşturulmasından paylaşımların içeriğine, sanal arkadaşlık ve etkileşimlerden fotoğraf ve video paylaşımlarına kadar dijital dünyadaki tüm davranışlarda, yargı mensuplarının yargıyı temsil ettiklerinin bilinciyle hareket etmelerinin beklendiği ifade edildi. Ayrıca dijital ortamda yapılan paylaşımların, silinmiş olsalar dahi uzun süre erişilebilir olabileceği ve kamuoyu algısı üzerinde kalıcı etki yaratabileceği ifade edildi.
TARAFSIZLIK GÖRÜNÜMÜNÜ ZEDELEYEBİLİR
Yazıda, dikkat edilmesi gereken hususlara da yer verildi. Bu kapsamda, devam eden veya ileride görülmesi muhtemel dava ve soruşturmalara, taraflara veya toplumsal ve siyasi nitelik taşıyan olaylara ilişkin paylaşımların, tarafsızlık ve tarafsızlık görünümünü zedeleyebileceği, duruşma salonları, adliye binaları, cübbe ve kürsü gibi yargısal mekan ve sembollerin sosyal medyada paylaşılmasında ayrıca hassasiyet gösterilmesi gerektiği, gizli kalması gereken bilgi ve belgeler ile kişisel verilerin dijital ortamlarda doğrudan veya dolaylı şekilde ifşa edilmemesi gerektiği, sosyal medya üzerinden kurulan arkadaşlık ve etkileşim ilişkilerinin, yargısal kararların bu ilişkilerden etkilendiği yönünde bir algı oluşturabilecek nitelikte olmamasına özen gösterilmesinin etik bir sorumluluk olduğu anlatıldı.
DİSİPLİN ODAKLI DEĞİL REHBERLİK EDEN METİN
Amacın yargıya olan güveni güçlendirmek amacıyla gönderilen yazıda, disiplin odaklı bir metin olmadığı, aksine rehberlik eden, farkındalık oluşturan ve yargı mensuplarını koruyan bir yaklaşım taşıdığını ifade edildi. Hakim ve savcıların, Türk Yargı Etiği Bildirgesi ile Sosyal Medya Kullanım Rehberi’ni birlikte dikkate alarak dijital mecralarda ölçülü, ihtiyatlı ve özenli davranmalarının, yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına duyulan güveni güçlendireceği aktarıldı.