Kadın hâkimi vurmuştu... O savcı ilk kez hâkim karşısına çıktı

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nde görevli hâkim Aslı Kahraman’ı silahla vurarak ağır yaralayan savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan’ın yargılanmasına başlandı. İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, 42 yıla kadar hapis cezası talep edilen sanık, "Kendisini öldürmek istesem zaten öldürürdüm." dedi.

Kadın hâkimi vurmuştu... O savcı ilk kez hâkim karşısına çıktı

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nde 13 Ocak’ta meydana gelen olayda, Anadolu Adliyesi’nde görevli savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan, hâkim Aslı Kahraman’ı silahla vurarak yaraladı. Olayın ardından başlatılan soruşturmada, daha önce Kadına Şiddetin Önlenmesi Bürosu'nda görev yapan savcı Kılıçarslan’ın, saldırı öncesinde hâkimi sahte hesaplarla taciz ettiği, 1 TL’lik para transferi açıklamasıyla tehdit ettiği ve evinden hırsızlık yaptığı iddia edildi.

İLK KEZ HÂKİM KARŞISINA ÇIKTI

"Kasten öldürmeye teşebbüs" dahil 5 ayrı suçtan 42 yıla kadar hapsi istenen sanık savcı, bugün İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Kılıçarslan duruşmadaki savunmasında, "Kendisini öldürmek istesem zaten öldürürdüm. Savcıyım, suçun ne olduğunu biliyorum" ifadelerini kullandı.

"HATALARIMIN BEDELİNİ ÖDEMEYE HAZIRIM"

Savunma yapan Kılıçarslan, "Sayın başkanım kıymetli meslektaşlarım, amacım sizleri yormak değil. Elimden geldiğince esasa ilişkin konuşacağım. Ben hatalarımın bedelini ödemeye hazırım. Geldiğimiz noktada bana bunun fazlası ödetilmeye çalışılıyor. Bunun nedeni de Cumhuriyet Savcısı olmam, eyvallah. Sözlerime başlamadan önce de onu da yıpratmak istemiyorum. Müştekiden de burada özür dilemek istiyorum." dedi.

Sanık Kılıçarslan, şunları kaydetti:

"Müşteki ile nisan sonu gibi tanıştık. Hâkime hanımın duruşma savcısı ile sorunlar yaşaması ile kendisinin mahkemesine görevlendirildim. Öncesinde tanımıyordum kendisini. Mayısın ilk haftasında duruşmalara çıkmaya başlayınca aramızda duygusal bir yakınlık oldu. Bu zamanla ilerledi daha da bağlandık birbirimize. Sosyal ve medeni hallerimizin el vermemesine rağmen bu bizi durdurmadı.

Kendisinin başka bir mahkemeye tayini çıktı, birlikte tatile gittik. Bu tatilde hamile olabilir gibi söylemlerde bulunmuştu. Bu tatilden sonra hamile olduğunu öğrendik. Benim müşteki ile evlenme gibi isteğim vardı. Nisan ve mayısta yaşadığımız hadiseler evlilik kararından beni soğutmuştu. Aşk çıkrığı olmayan bir kuyuya benzer. Ben de çıkamadım. Kendisine bebeği aldırma konusunda baskı yapmadım, evlenme teklifinde de bulunmadım. Kürtaj olmasının ardından ciddi bir psikolojik baskı gördüm. Kendisi İzmir’e gitti bana bazı mesajlar attı. Bana kötü niyetlerle yaklaşmadı. O da bana aşık oldu, hamile kaldı sonuçta. Yanlış hatırlamıyorsam tatilimizin ardından istinaf mahkemesinde görevine başladı.

Kendisi orada yalnız bırakıldı. Kürtaj olayı ve dairesinde yaşadığı hadiseler nedeniyle bu sorunla ilişkimize yansıdı. Herhangi bir faaliyette bulunmadım. Oğlu evde olsa da ben o evde kalıyordum. Müştekinin anahtarı da bende vardı. Onun evinde yaz ayında da kış ayında da kürtaj sonrasında da kaldım. Oğlu varken de yatılı olarak kalıyordum. Biz bir nevi evli gibiydik. Sonraki süreçte müştekinin evine gittiğimde biraz sohbet ettik ve tekrar hamile kaldığını söyledi. Ben orada doğrusu biraz şaşırdım. Burada onu da suçlamak istemiyorum. Olayın sıcaklığı ve düştüğü aşk çukurundan çıkamadı o da. Söyleme şekli de beni hazırlama şeklinde değildi. Hamilelik hadiseleri bu şekilde yaşandı.

İDDİANAMEYİ DE ELEŞTİRDİ

İddianamede ek değerlendirme yapılmadığını belirten sanık, "Ufak bir iddianame eleştirisi yapmak isterim. Burada hiçbir ek değerlendirme yapılmamış. Mahkemeler delil toplama yeri değildir. Soruşturma savcısı bazı şeylerden kaçınmış. Kendisine beslediğim sevgi saygı bakidir. Kendisinden ve yargı camiasından özrü dilerim. 7 yıllık Cumhuriyet Savcısı'yım. Babam 30 yıl bu mesleğe emek verdi. Yargı camiasının böyle bir şeyle anılması beni üzdü." dedi.

Sanık savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan savunmasına şöyle devam etti.

Bugün burada yalan söylemeyeceğim. O mesajları ben attım. Gitmesini istediğimi söyledim. Kendisi beni tersledi. İkinci gebeliğin de doğru olduğuna ve çocuğun benden olduğuna inanıyorum. Daha sonra aramızda hararetli bir tartışma oldu. Kendisine asla vurmadım. Kendisi bana çok vurdu. Alnıma yumruklar attı. Odaya kahramanımız çaycı girdi. Hâkime hanım çaycıya bana saldırıyor deyince çaycı bana müdahale etmeye çalıştı. Hâkime hanımla aramıza girdi. Çekildim cep telefonumu aldım. Çaycı 30 saniyelik olayda 4-5 tane yalan söylüyor. Müştekinin çantasına doğru yöneldiğini ve bana silah çıkaracağını düşündüm. Tabancayı gören çaycı çekildi zaten. Tabancayı aşağıya doğrulttum. Tabanca ile ilk atışımı yaptım. İlk atışta vurulmadığına eminim. Kendisi bacağından yararlandı. Çantasına hamle yapmaktan vazgeçmemesi ile silahımın namlusunu yine doğrulttum. Kendisini öldürmek istesem zaten öldürürdüm. Savcıyım, suçunun ne olduğunu biliyorum.

Daha sonraki süreçte polis memurları içeriye girdi. Tabancama kimse dokunamaz. Polis memurlarında biraz akıl olsa beni zaten vururlardı. Çok uzun bir derdest edilme müdahalesi yapıldı. Polis memurlarımız bu konuda çok becerikli değil biliyorsunuz. Asansörde savcı olduğumu söyledim. Bunun üzerine kelepçemi de çıkardılar. Aralarında silahı kendisi bıraktı diye konuştular. Nezarethane teslim tutanağı nerede dedim. Karakolda tanzim edeceğiz dediler. Orada da belgenin saatini değiştirdiler diye tahmin ediyorum.

İkinci savcılık beyanlarında polis memurları biz silaha dokunmadık dedi. Özellikle bana kasten yaralamadan işlem yapamayacaklarını bildikleri için ifade değiştirdiler. Sırf meslektaşınız olmam nedeniyle böyle beyanlarda bulundular. Çaycı da diyor ki yere yatırdım falan, orada kahraman olmaya çalışmış. Silahın sürgüsünü her atışta çekmeye gerek yok. Şarjördeki mermiler bitene kadar ateş edebilirdim. Basın bunları görmez, artık görecekler. Başsavcı vekilimiz de iyi niyetli değil. Ercan Bey ile ilgili de çok sıkıntılı hususlar var. Kısıtlı bir dosya nasılsa basında yayımlandı. Bunu neden yaptığını biliyorum. Bu olay böyle yaşanmıştır.

Tanıklara da soru sormak istiyorum ben. Bu olay öldürmeye teşebbüs olarak adlandırıldı. İnsanın aklıyla alay ediliyor. Cezaevine gitmemin ardından çokça destek mesajı aldım. Biz kötü insanlar değiliz, yanlış şeyler yaptık. Kastım öldürme olsa kafasına tek kurşunla öldürebilirim. Tanığı da öldürmek istemedim. Aramızda çok kısa bir mesafe var. Hatalıyım ama kendisinden özür diliyorum. Bir insanın hatalarını ödetmeye çalışmanın ne demek olduğunu hepimiz biliyoruz. Tutukluluk sürem hayli uzamıştır. Güvenlik gerekçeleriyle şehir dışındayım. Tutukluluk anlamında doldum. Ben artık bu olaydan sıyrılmak ve olayı unutmak istiyorum. Hatalarımın bedelini kat be kat ödeyeceğim. Hakkımda bir ihraç kararı çıkmadı. Müşteki beni iyi tanır. Aklım ve sıhhatim yerinde olduğu sürece müştekinin bu olayı unutmasını diliyorum. Benim bu olayı unutmam herkesin kârı."

MAĞDUR HAKİM KAHRAMAN: "BENİ SÜREKLİ RAHATSIZ ETTİ"

Yaralanan mağdur hâkim Aslı Kahraman ise beyanlarında şu ifadeleri kullandı:

“Sanık ilişkinin bittiğini kabul etmemesine rağmen beni sürekli rahatsız etmeye devam etti. Kendisini engellememe rağmen bu sefer de iş yerime gelmeye başladı. Kendisi ile tekrar görüşme talebim olmadı. Evimde hırsızlık olduğunu fark ettim. Zaman zaman bunları sayarım. Sayımım ardından tatilin ardından eksiklik olduğunu fark ettim. Mutfakta kullandığım keskin bir bıçak vardı. Onun kaybolduğunu fark ettim. Altınlarımı da sayarken eksiklik olduğunu fark ettim. Valizin kapağının kesildiğini fark ettim. Çanta içerisinde arabamın yedek anahtarı da vardı onu da almış kendisi. İçerisindeki harici bellekte geçmişim var. Onların hepsi çalınmıştı. Bütün işaretler beni sanığa yönlendirdi. Reddetti kendisi ama şikâyetçi olacağımı söyleyince bana pasaportumu getirdi. Hırsızlığı onun yaptığını anladığımı söyleyince sürekli odama geldi.

ÇAKISI İLE EVİN KAPISINI AÇMIŞ

Ben yalnız yaşayan bir insan değilim. Evimin anahtarını kimseye vermem. Sanığın evime girmesi mümkün değildi. Çakısı ile evin kapısını açmış. Ortalığı karıştırmış. Evimde hırsızlık yapan bir kişinin getirdiği paranın gerçek olduğundan emin olamadım. Bunu benimle bir görüşme aracı olarak kullandı. Ödeme yapacağı zaman parayı çekmeden gelmiş. Benimle vakit geçirmeye gelmiş. İlişkimiz içerisinde beni defalarca kez sıkıştırmıştı. En son olarak kendisini engelledim. Telefondan engelleyince odama daha fazla gelmeye başladı. Sanık bir seferinde odanın kapısını kapattı. Üye hakimin odasına gitmemi kıskandığı için sıkıştırmaya başladı beni. Sanık annesiyle konuşurken annesi de beni sıkıştırması üzerine sanığa telefonda dakikalarca bağırmıştı.

Çok uzun bir süre tedirgindim. Kapımı kilitleyerek çalıştım uzun bir süre. Benimle görüşmenin bir yolu olarak bu sefer de ehliyetimi çaldı. Ben kendisiyle görüşmemek için yeni ehliyet çıkardım. Numarayı gizleyince engelli kişiler de arayabiliyormuş. Sanık para göndererek benimle iletişime başlayınca da bu dekontları arkadaşlarıma gönderdim.

ÖNCE TOKAT ATMIŞ

HTS kayıtlarından görülecektir. Sanık odama baskın yaparak geliyor. Sanık sen benim annemi nasıl ararsın diyerek bana tokadı bastı. Sanık silah fotoğraflarını kendisini atmadığını söylüyor. Sanık beni tekrar rahatsız etmeye başladığı gibi çevremdeki kişilerle tanışmaya başlamış. Ankesörlü telefondan beni aradı. Aşağı inmemi ve konuşmamı istedi. Annesine bana attığı mesajları yeniden gönderdim. İnsan evladında konduramıyor ama durumun ciddiyetini anlamaları gerekiyordu. Ben sanığı istemediğim sürece görmüyorum. Ben ve o yakın değiliz o bana yakın.

Olay günü sabah saatlerinde odama vardım. Dahili telefonum çalmaya başladı. Numaranın gözükmemesinden onun aradığını anladım. Telefonun fişini çektim. Zaten onun aramalarından telefonun fişini çekerek çalışıyordum. Beni yeniden arayınca odada hâkim bey olduğu için telefonu açtım. Yine tehdit etmeye başladı.

Beni buradan kovmaya çalışıyordu. O sırada hâkim bey kapıya kadar geldi. Sanık hemen önümdeydi. Odanın şeklini de dosyaya sunabilirim. O benim önümde durduğu sürece geçemiyorum. Kalemi arayıp güvenlik çağıracaktım. Kalemi aramaya çalıştığım sırada sanık arkamdan telefonu kapatıp elimi ve kolumu arkadan birleştirdi. Baktım güç yettiremiyorum. O sırada silahını çıkardı. Sanığın ateş edeceğini hiç düşünmedim. Biraz daha sakinledim. Silahı beline soktu. O sırada çaycı geldi. Bana saldırıyor dedim ona. Çaycı da bize doğru yaklaştı ve bizim aramıza girdi. Sanığı geriye doğru ittirmeye başladı. Tekrar çıkmamaya başlayınca kalemi aradım. Önümü döndüğümde tabanca tekrar elindeydi. Bana hangi eliyle ateş ettiğini görmedim. O sırada ilk atış sesi geldi. Kasığımdan girip duvarı delmiş mermi. Şaşkınlıkla vuruldum diye bağırdım. Bütün gücümle imdat diye bağırmaya başladım.

"SAVCI OLDUĞU İÇİN SUÇLAMALARI BİLİYOR"

Sonrasında da hastaneye intikal ettirildim. Sanığın geri planda nasıl oyunlar çevirdiğini bilmiyordum. Sanık zaten olayın en başından bugüne “bana şantaj yapıyor” gibi iftiralarda bulunmuş. Bunların duyulduğunu öğrendim. O yüzden hiç planlı değildi falan demesin. Sanığın dijital incelesinde çıkan Aslı yazılı dosyanın içindeki her şey benim evimdeki bellekten çalınan fotoğraflardan oluşuyor. Bu hususta hırsızlıktan da bir ihbarda bulunulması gerektiğini düşünüyorum. Sanık akıllı, savcı da olduğu için suçlamaları biliyor.”

Kaynak: Haber Merkezi
hakim savcı