Bir mesajla başlayan kabus: Dijital şantaj gerçeği

Duhan Alptürk İnce

Duhan Alptürk İnce

Tüm Yazıları

Son dönemde sıkça okuyoruz: dolandırıcılık, şantaj, deepfake, kişisel verilerin
sızdırılması…

Ama insan, bu kelimelerin ne anlama geldiğini kendi başına gelene kadar tam olarak
kavrayamıyor.

Geçtiğimiz günlerde, WhatsApp üzerinden hiç tanımadığım bir numaradan gelen bir
mesajla karşılaştım. Mesajın içeriği, hayatım boyunca yaşayabileceğimi düşünmediğim
türdendi. Bana ait olduğu iddia edilen, ancak tamamı sahte, dijital olarak üretilmiş, açıkça
manipüle edilmiş müstehcen görseller gönderildi. Görseller bana ait değildi ama birilerinin
özellikle öyle sanılması isteniyordu.

Ardından tehdit geldi.
Bu içeriklerin aileme, yakın çevreme ve iş arkadaşlarıma gönderileceği söylendi.
Ve bir IBAN numarası paylaşıldı: “Para göndermezsen, hepsi ifşa edilir.”
İşte tam bu noktada mesele artık bireysel bir rahatsızlık olmaktan çıkıyor. Bu,
doğrudan dijital şantaj. Günümüzde çok fazla kişinin başına gelen ve ilerleyen teknolojinin
kötü amaçlı kullanımına yetişemeyen savunma araçları yüzünden tamamen savunmasız
olduğumuz bir alan.

Asıl Tehlike Görseller Değildi
İlk şoku atlattıktan sonra fark ettim ki asıl ürkütücü olan gönderilen sahte görseller
değil. Çünkü bunlar teknik inceleme ile anlaşılabilen ve gerekirse erişim engeli konabilen
şeyler.

Asıl mesele, bana ait kişisel bilgilerin de mesajlara eklenmiş olmasıydı.
Aile bilgilerim, kimlik verilerim, telefon numaraları, medeni hâl bilgileri…
Bunların hiçbiri herkese açık kaynaklardan ulaşılabilecek türden değildi. Bunlar
sadece resmi kaynakların hukuki süreçler sonunda ulaşması gereken bilgilerdi. Büyük
ihtimalle kamuoyunda “panel” olarak bilinen, yasa dışı veri havuzlarından elde
edilmişti. Yani biri yalnızca bir fotoğrafla değil, veriyle, bilgiyle, psikolojik baskıyla üzerime
geliyordu.

Sosyal Medya Uygulamaları ve Görünmeyen Risk
Gönderilen sahte içeriklerde kullanılan yüzün, bir sosyal medya uygulamasından ya da
katıldığım etkinliklerde paylaşılan gerçek fotoğraflarımdan alındığı çok açıktı. Hatta bunlara
ait ekran görüntüleri bizzat bana gönderildi.
Burada çok kritik bir nokta var:
Bir fotoğrafı kendi rızanızla bir platforma koymanız, onun her amaçla
kullanılabileceği anlamına gelmiyor.
Fotoğrafların izinsiz alınması, kopyalanması, dijital olarak manipüle edilmesi ve
müstehcen içerik üretiminde kullanılması ağır bir suçtur.
Ancak bugün gelinen noktada, yapay zekâ ve deepfake araçlarıyla bu tür içerikleri
üretmek ne yazık ki çok kolay. Ve bu kolaylık, kötü niyetli kişiler için ciddi bir silaha
dönüşmüş durumda.
Tehdit Sözle Kalmadı
Para talebini reddettiğimi açıkça ifade ettikten sonra, bu kez yeni bir aşamaya geçildi.
İçinde benim, ailemin ve tanımadığım kişilerin bulunduğu bir WhatsApp grubu kuruldu.
Bu gruba sahte içerikler gönderildi. Grubun adı ise açıkça hakaret ve müstehcenlik içeriyordu.
Dahası da vardı.
İş arkadaşlarımın bulunduğu kalabalık bir gruba da bu içeriklerin gönderileceği söylendi. Yani
şantaj devam ediyordu.
Neden Yazıyorum?
Bu yazıyı “benim başıma geldi” demek için yazmıyorum.
Zaten benimle ilgili süreç gece gelen mesajlar üzerine sabah giderek suç duyurusunda
bulunduğum savcılık üzerinden devam edecek ve çevrem buna itibar etmeyecek kadar beni
tanıyor. Peki ya böyle olmasaydı ya ailem destekleyici bana güvenen bir aile olmasaydı,
çevrem önyargıları ile hareket etseydi. Ya baskıcı bir aileye sahip baskıcı bir çevrede yaşayan
tecrübesiz birinin başına geldiğinde o ne yapacaktı demek için yazıyorum. Bunlar geniş
anlamda düşünülmesi gereken toplumsal sorunlar aslında, bu olay sadece basit bir ceza davası
ile çözülemeyecek bir noktaya geldi.
Bu yazıyı yazıyorum çünkü şunu çok net söylemek gerekiyor:
Artık hiç kimse “bana olmaz” diyemez
• Bir fotoğraf, bir mesaj, bir uygulama hesabı şantaj malzemesine dönüşebiliyor
• Sessiz kalmak, para göndermek ya da korkuya teslim olmak çözüm değil
Bu tür durumlarda yapılması gereken tek şey var:
• Kanıtları saklamak
• İletişimi kesmek
Ve derhal hukuki yollara başvurmak
Ama bir vatandaş olarak şunu söylemek zorundayım: Dijital dünyada güvenlik artık
sadece antivirüsle sağlanmıyor. Veri güvenliği, farkındalık ve hukuki bilinç artık hayati. Hem
vatandaşlarımız bu konuda bilinçlenmeli hem devletimiz acilen veri güvenliği konusunda
gerekli adımları atmalıdır. Artık gelişen teknoloji ve yapay zekâ ile beraber artık sahte
fotoğraf, mesaj ve dosya içeriği oluşturmak çok basitleşerek kötü niyetli kullanım için uygun
hale gelmiştir. Bu konuyla hem teknolojik hem hukuki hem bilinç olarak mücadele etmek
zorundayız.
Bugün bana olan, yarın başkasına olabilir ve bu yüzden susmak değil, bilinçlenmek
zorundayız.