Rahmet ayı gitti, gidiyor.
Ay, her gün bir parçasını geride bırakmış olarak hüzünle doğuyor.
Ayrılığın melali çöküyor gönüllerimize.
Yetim yavruların ''gitme baba!'' sesleri şehit babalarını durduramadığı gibi biz de, bir ay boyunca şefkat kanatlarını üzerimize seren Ramazanı durduramıyoruz.

Halbuki ne kadar da alışmıştık.
Ölü ruhlarımıza can gelmişti.
Bir saadet rüyasına daldığımız füsunlu geceler bitti, bitiyor.
O hisli, o hülyalı gün ve geceler geride kalıyor.

Bir ay boyunca nice rahmet avcılarının ta, tan ağarıncaya kadar Rahmeti Sonsuzu''un kapı aralığından ışık sağanaklarının sökün edeceği anı bekleyip durdukları geceler tükeniyor.

Her şey sustuğunda sinelerinden fışkıran ışıklarla sabaha yürüyen gece süvarilerinin şafak yürüyüşleri sona eriyor.

Nurlu bir mabet gibi sabahlara kadar hiç ışıkları sönmeyen, içinde huri gılmanların gezinip durduğu periler ülkesi evlerle vedalaşıyor Ramazan.

Rahmetle gerinen ovalara, obalara, bağlara, bahçelere el sallıyor.

Ve Ramazan bu sene de gidiyor.
Göz alıcı nimetlerle bezeli sofraların başında iftar vaktini beklerken mahşer meydanında yankılanacak olan "bu gün mülk kimindir? " sözünü bize daha bir belleterek gidiyor.

Veda rengine bürünmüş hicranlı bir gün bitimindeyiz.

Ayların sultanı veda hazırlığında.

Akşamın alaca tahassürleri ufkumuza damlamaya damla damla düşüyor.
Nice kulların bir gül gibi kokladığı, bir kevser gibi içtiği, bir musikı gibi dinlediği füsunlu geceler geride kalıyor.

Düşündüren bir sessizlik dolduruyor içimizi.
Nasıl da alışmıştık cennet ırmaklarının çağıltıları gibi; kubbelerden taşan tekbirlere, gürül gürül salavatlara, topluca kılınan tervavihlere, bulunduğumuz yerlerin Ramazanca aydınlatılmasına, şadırvanların başındaki kandillere, camilerin içindeki avizelere, minarelerdeki mahyalara, Ramazanlaşan çehrelere, başı yazmalı analarımızın aydınlık yüzlerine…

Daha şimdiden ulu bir sessizlik dolduruyor içimizi.

Rahmet ayı gitti, gidiyor.
Ay, her gün bir parçasını geride bırakarak hüzünle doğuyor ufkumuza.
Daha şimdiden minareler boynunu büktü, mabetler melül melül bakıyor

Ayrılığın melali çöküyor gönüllerimize.
Rabbimizin, akşamdan ta tan yeri ağarıncaya dek; "Yok mu dua eden duasını kabul edeyim" dediği nurlu geceler geride kalıyor.

Şimdi ayların sultanına veda vakti.
Gittiğin gurbetlerde bizden şikayetici olma sultanım!

Son söz: Yaşamı boyunca herkes 'birini' bulur ama 'birbirini' bulmak, çok az insana nasip olur.

Tadımlık: Fakat önce hepinizi, yitirmiş olduğumuz tüm değerlerin hatırası için bir dakikalık KAYGI duruşuna davet ediyorum (ÖMER FARUK DÖNMEZ
/ Bir Kitap Bir Balta)

Hatırlatma: Yıllar önce demiştim sana:

Şımardıysan başka bir düşmana ihtiyacın kalmamış demektir.