Türkiye'de bazen çok kaliteli adamlar çıkar, ama değer görmezler, çünkü ülkenin insanının kapasitesi sınırlıdır.

Mesela, SALİH NEFTÇİ vardı, Star'da köşesi vardı, pek ünlü de değildi. Ama manyak ekonomistti. Değer görmedi.

MAHİR KAYNAK vardı. Uluslarararası seviyede analistti.

Mahir Kaynak da değer görmedi.

Halbuki, en basitinden, siyasi liderlerin bu adamdan danışmanlık alması gerekiyordu.

Bir kenara attılar.

Kendince o da derdini anlattı. Bilgisini verdi. Sonra da göçtü gitti.

Allah razı olsun.

Türkiye'de REKLAMI yapılan şahıslara iki kere dikkat edin.

REKLAMI yapılmayanları kurcalayın esas.

Ülkemizde, gerçekten bilgi sahibi insanlar itibar görmezler.

Hegemonya:

ABD'nin hegemonya kaybı geçici.

Bunu tekrar kazanacaklar.

S.S.C.B. kuvvetlendiğinde de ABD hegemonya kaybetmişti. Ama sonra S.S.C.B'yi dağıttılar.

ÇİN'in de kaderi aynıdır.

ABD'ye en fazla RUSYA rakip olabilir.

TARIM + ENERJİ şarttır.

TARIM + ENERJİ + DEMOKRASİ == SÜPER GÜÇ..

ABD, teknoloji üretiminde geri kalmadığı sürece, hegemonya kaybının kalıcı olması, imkansızdır.

ABD'nin esas gücü, üniversiteleri.

Çok yanlış analizler yapılıyor.

Bırak ABD'yi, RUSYA da hegemonya kaybetmez.

Seçim tahminim: 

Pazar günü %4.5 farkın pek kapanacağını sanmıyorum.

Bu sonuçlardan sonra, tahminim %52 - %48 oldu.

SİNAN OĞAN eğer RTE ile anlaşırsa, fark daha da açılabilir.

Tersi bir durumda ise farkın kapanacağını sanmıyorum.

Kiralar:

TOKİ çok abartı ev inşa edecek.

Daha önce de olmuştu bu.

KİRALAR çakılmıştı.

Tarih daima tekerrür eder.

Özel sektör de biraz inşaat yaptı bu aralar.

Bu evlerin ilk piyasaya çıkışı, en erken önümüzdeki kış.

O zaman biraz kırılmaya başlar.

Sürekli NÜFUS ARTIŞI olursa, ortalama bir insanın hayatının kaç m2'de geçmesini bekliyorsunuz?

Arsalar sınırlı.

Az nüfus, mutluluktur.

Türkiye'de kalabalıkta tek mutlu olacak olanlar, ev ve arsa sahipleri olacak.

Kıssadan hisse:

Bir: Seçime giren tüm siyasi partiler (MHP hariç), ciddi bir özeleştiri yapmazlarsa yerel seçimlerde yerle bir olurlar ya da tam tersi, ciddi özeleştiri yapanlar kazanırlar.
İki: Bu seçimin kazananları Erdoğan, Bahçeli, Sinan Oğan, sıfıra yakın oy oranıyla 40 vekil kazanan Gelecek, Deva, Saadet ve DP, kaybedenleri ise Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Ümit Özdağ, Mustafa Destici, YSP (HDP), TİP, kamuoyu şirketleri ve medyadır.
Üç: Seçmenin kafası zaten karışıkken onun ancak basit ve tek bir mesajla yakalanabileceği gerçeğini kabul etmek gerekir.
Dört: Yeni dünyada rakamlar insan davranışlarını açıklayamaz. O nedenle zaten seçim sonucunu da bilemeyen kamuoyu şirketlerine ödenecek bütçe “şarlatanlık” kaleminden olmalıdır.
Beş: Parti teşkilatları adam kayırmacılıktan kurtulup emek verenlerle yeniden organize edilmelidir.
Altı: Bir yarışta rakipleri reddeden bir dil benimseyip, anlamaya çalışmayan herkes son kertede kaybetmeye mahkumdur.

5 maymun deneyi:

“Büyük bir kafesin içine beş maymun konulur ve kafesin ortasındaki merdivenin tepesine bir muz hevengi asılır. Merdivene çıkıp muzları almaya yeltenen her maymun üzerine sıkılan basınçlı soğuk suya maruz kalınca apar topar aşağı inmek zorunda kalır. Bir süre sonra maymunların muzlara ulaşma cesaret ve hevesleri tamamen yok olmuştur.”

“Deneyin ikinci etabında ıslanan maymunlardan biri kafes dışına alınıp yerine içeride ne olup bittiğinden hiç haberdar olmayan yeni bir maymun konur. Yeni maymun hevesle ve iştahla muz hevengine yönelir yönelmesine ama muzlara doğru yaptığı ilk hamlede daha önce soğuk su deneyimini yaşamış olan maymunlar tarafından bir güzel dövülür.”

Maymunlar birer birer değiştiriliyor. İçeride soğuk suya maruz kalmış tek bir maymun bile kalmıyor. Ama artık hiçbir maymun muzlara ulaşmaya çalışmıyor. Muzu yiyemiyorlar. Niye yiyemediklerini de bilmiyorlar.
Bu gidişle biz de muzu niye yiyemediğimiz bilemeyeceğiz.

Muz ne?
Huzur, sükûn, barış, dostluk, kardeşlik… Kim ne istiyorsa o.

FAİZ ORANLARI KREDİ VE ENFLASYON;

Faiz ve makro ihtiyati tedbirler krediye ulaşmanın fiyat ve şartlarını belirler, yani bir bakıma, piyasalara, enflasyonun geleceğiyle ilgili sinyal verir.
Tekrar: Kolay ulaşılabilir, düşük faizli ve hızla artan krediler, yatırım ve tüketim harcamalarını artıracağı için önce ekonomi büyür ve ardından enflasyonun artış hızı yükselir.

Bu önermenin tersi olan “zor ulaşılan ve yüksek faizli krediler” enflasyonu düşürür, önermesi de doğru ve zorunlu bir çıkarım olur.

Yurt dışı seçmen oranında şaşırtıcı artış!

Yurt dışı seçmen sayısındaki artış da seçmen sayısındaki artış kadar dikkat çekiyor.

Nüfus yüzde 4 artarken yurt dışı seçmen sayısı bunun 3 katından daha yüksek bir oranda, yüzde 12,44 artarak 3,4 milyonu geçmiş.

Yurt dışı seçmen sayısının yurt içi seçmen sayısı artışının 5 puan kadar üzerinde olması da izaha muhtaç.
Bu durumun sonucu olarak yurt dışında yaşayan seçmenlerin toplam seçmen içindeki payı 5,13’ten 5,34’e yükselmiş durumda:

Sayıların bize gösterdiği önemli bir gerçek var:
Yılda en fazla birkaç hafta Türkiye’de yaşayan, büyük kısmı çifte vatandaşlık hakkına sahip olan yurt dışındaki vatandaşların Türkiye’deki seçimlere etkisi yüzde 5,34 oranında.

Başka şekilde ifade edersek, yurt dışı seçmenler İstanbul ve Ankara dışındaki bütün illerden daha büyük bir seçim çevresini oluşturuyor. Yurt dışı seçim çevresi mesela Konya ya da Adana’nın iki katı büyüklüğünde etki gücüne sahip.
Ve bu güç, 2018’e kıyasla 2023’te 0,21 puan daha artmış!

Son söz: Roubini, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Eğer Erdoğan olası göründüğü üzere Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanırsa, Türkiye topyekun bir kur krizi ve finansal kriz ile karşı karşıya kalacak. Merkez Bankası’nın net rezervleri halihazırda 60 milyar dolar ekside, cari açık artıyor, enflasyon da kontrolden çıkmış durumda. Sermaye kontrolü bu tren kazasını ancak geciktirebilir” ifadelerini kullandı. Kriz kahinine yakışmamış bu sözler, ayıp etmiş.

Notlar:

1-Karizma üretilen bir şey değildir..
2-Dedem bazı olaylar için kızdığında “piç gibi ortada bırakılmak” diye bir deyim kullanırdı.
3-Kendini kandırmadan insan, başkalarını kandıramazmış. Ya da insan etrafını kandırırken kendisini de kandırırmış.. Sonra meydan savaşında yenilmiş komutan gibi ortada kalınırmış..
4-Aslında dede Reisi durdurdu. Savunma savaşı olarak düşünürsen başarılı. Kemal bey meydan savaşında mağlup gibi davranıyor. 2 turlu seçimin ilki fetih amaçlı değil savunma amaçlıdır eğer ağır silahlarınız ve güdümlü füzeleriniz yoksa.
5-Tüm dünya bilgeliğinin yarısı “ne sevmek ne de nefret etmek”, öteki yarısı ise “hiçbir şey söylememek ve hiçbir şeye inanmamak”tır.
Y.B.Ü.A, Schopenhauer
6-Liderler yüksek beklentilerin girdabında ve abartı umutların şehvetinde kaybolmamalı, en zor ve kötü sonuçlara hem kendilerini hem taraftarlarını hazırlamalıdırlar. Liderler sadece cesur değil aynı zamanda temkinli olmalıdır. Her zafer hasar ister. Liderler etrafını lüzumsuz beklentilere sokmamalıdır. Yenilince utanacaksanız ve bırakacaksınız, savaşa girmeyeceksiniz. Mücadele kutsaldır ve ölene dek daim olan süreçtir.

7-Dualarımı kabul etmemesinden ben bildim  o Tanrıyı..

8- “Oh olmuş, beter olun.” Yapmayın arkadaşlar. Hayal kırıklığının bile bir limiti var. Bu tarz söylemler çok yaralayıcı ve vicdansız. Gerçi aklı olmayanın vicdanı yoktur..

9- İnsanların dinlerini, mezheplerini değiştiremezler. İnsanların çoğu partilerini de değiştiremez. İnsanların büyük kısmı evini değiştiremiyor belki yaşamı boyunca. Değişim çok zor ve sancılıdır. Halkın bağlanma duygusu yüksektir.

10- Winston Churchill, 13 Mayıs 1940’da başbakanlık görevine geldiğinde, daha önce hükümette görev alırken söylediklerini tekrarlamıştı: “Size kan, zahmet, gözyaşı ve terden başka vaat edecek hiçbir şeyim yok.”

İnsanlar, kendilerine en az hükümet kadar, hatta ondan daha çok vaatlerde bulunan bir muhalefet gördüğünde ekonominin aslında o kadar da kötü olmadığını düşünürler. Bunu defalarca yazdım, söyledim ve her yazdığımda, söylediğimde “siyaset öyle yapılmaz, hayal satmak lazım” tepkisiyle karşılaştım. Siyaset nasıl yapılır bilemem ama gerçekleri konuşmazsanız gerçekleri konuşmayanları eleştirmenizin anlamı kalmaz.
“Daha fazla yalan söyleyerek yalan söyleyeni alt edemezsiniz”

11: Ülkemizde eğitim kalitesi felakete gidiyor. Aileler adeta iyi bir eğitim için bütçelerini buna ayırmak zorunda kalıyor. Paralı eğitim ise fırsat eşitliği denilen “maddi durumdan yoksun ama zeki çocukların fırsat yakalamasını” imkansız hale getiriyor.
Ülke olarak ortalama zeka ve kaliteyi kaybediyoruz.
Onca İHA-SİHA teknolojisine rağmen ülke ihracatının değeri artmıyor. Değersiz üretim ise ucuz işgücü ve yoksulluk olarak karşımıza çıkıyor. Ve burada da fatura giderek artmaktadır.
Mesela bir çok tıp fakültesinde kadavra görmeden mezun olan doktorlar nedeniyle ölmemesi gereken binlerce insan ölecektir. Bunu şimdiden bilelim ve erken ölmeye de hazır olalım.
Ayrıca eğitimin özendirici etkisini de yok ediyoruz. Bir örnek vereyim: 2018-2022 döneminde okur-yazar olmayan bir erkeğin geliri %125,1, bir okul bitirmeyen erkeğin geliri ise %115,4 artarken yükseköğretim mezunu bir erkeğin geliri %91,9 ve yükseköğretim mezunu bir kadının geliri ise sadece ve sadece %79,5 arttı.
Hem eğitimde hem de cinsiyette feci bir ayrılık yaşıyoruz. Son 4 yılda erkeklerin geliri %108,8 artarken kadınların gelir artışı sadece %91,9’da kalmıştır.
Bir toplum eğitimde ve cinsiyette bu kadar ayrımcılığı kaldıramaz. Bu net...Veya bu anlayış karanlık orta çağa gidişten başka bir şey değildir.

12: Kredi kartında Kuyum harcamalarına sınır geldi. Çünkü sıkışan vatandaş kredi kartı ile Altın alıp yan kuyumcuda paraya çevirmeye başlamıştı. MB vatandaşın bunu “çaresizlikten günü kurtarmak için” değil de “kar elde etmek spekülatif yaptığına” kanaat getirmiş ki böyle bir tedbir almış. Sermaye kontrolünden bir adım önceki ciddi sinyaller bunlar! Bazı trafik lambaları yeşilden direkt kırmıza geçer unutmayalım! Merkez bankası, bankalardan bankalararası piyasada günlük döviz alımlarını azaltmalarını istedi. Daha önce belirlenen günlük döviz alım limitleri %25 oranında düşürülmüştü; Bankaların interbank işlemlerinde günlük döviz limiti %25 düşürüldü. Bankalardan ayrıca firmaların döviz ihtiyaçlarını acil değilse teslimatsız FW döviz kontratlarına yönlendirmeleri istendi. Kısaca; fiili döviz talebini kısın demek istiyor!
Sözün özü; kasada döviz yok! Kısa sürede 300 milyar Dolara ihtiyaç var. Önümüzde uzun ve karanlık bir tünel var. Tünelin uzundaki ışığın gün ışığı olduğunu söylemeyi çok isterdim ama öyle değil maalesef. Banka kredileri durmuş durumda bu hali ile reel piyasanın özkaynaklar ile dönmesi çok zor. Reel piyasada her şey peşin satışa döndü. Aylık vade farkları %5-6 ortalamaya yükseldi. Aylardır firmalar vadesi gelen krediler ve leasing gibi ödemeleri ökaynaklardan yapıyor. Nereye kadar dayanır, firmanın likit durumuna ve bulunduğu sektöre bağlı. Seri iflaslar yakında patlar. Piyasa sorunlar yumağına dönmüş durumda. Zaten BDDK verilerinde Mart sonu 158,5 milyar TL olan Takip tutarı, 11,7 milyar TL artarak 28 Nisan tarihinde 170,2 milyar TL’ye yükseldi. Bu artışın 11 milyar TL’lik kısmı Ticari krediler. Döviz ile ilgili yasaklar bir başlarsa finasn krizini engelleyemezsiniz, kartopu gibi büyümenin yanında yeni sorunlar ile piyasayı iyice boğar. Geciktirmeye çalışılan Kapitalist Sistemın acı yüzü ortaya çıkar: Altta kalanın canı çıkar!

13: Seçimlerden umutlu idim. İktidar değişikliğinde döviz girişi olacağı kesin gibiydi. En azından “her şey daha kötü olmayacaktı“. İlk turdan sonra halkın önceliklerinin Ekonomi dışında farklı alanlarda olduğunu gördük. Yaşam koşullarını kötüleşmesi belli ki İnsanların düşüncelerini değiştirmemiş. Düşünceler değiştiğinde de yaşam koşullarını düzeltmek için zaman olmayacak! Özetle, sıkıntılı günlere hazırlıklı olun! Hasar tespiti için de maaşınızla, kira gelirinizle, elinizdeki mülk ile ne kadar döviz alabileceğinizi yazıp bir kenara koyun, bir yıl sonra yazdığınıza bakın, tekrar aynı hesabı yapın!
Kimseye kızmayın, yarın yaşayacaklarınızın, bugün verdiğiniz Siyasi kararlar sonucu olduğunu da unutmayın!

14: Neden bugün de altı ay önce düşündüğüm gibi düşünmem isteniyor ki? Düşüncelerimin kölesi olamam.

Kırmızı ve Siyah, Stendhal

15: "Güç sahibi insanlara hoş görünmeyi
 düşlüyorsanız, sonsuza dek hapı yuttunuz
 demektir."

Kırmızı ve Siyah, Stendhal

16: -Peki hangi partiyi tutuyorsun ?
-Hiçbirini, zaten bu yüzden huzurum kaçtı.
Benim bütün siyasetim şu :
Müzik, resim severim ; iyi bir kitap benim için çok önemlidir.

Kırmızı ve Siyah, Stendhal

17: "Aradaki kan bağına karşın, sizin değer verdiğiniz şeyleri önemsemeyen ve yılda ancak bir kez görebildiğiniz insana yabancı denir elbette."

Parma Manastırı, Stendhal

18: "Bir şey itiraf edeyim mi sevgili dostum, bugün sevgiden söz etmek canımı sıkıyor, edepsizce geliyor bana."

Parma Manastırı, Stendhal

19: Ölüm ne zaman kurtaracak bizi bu köhne çöplükten ?

Kırmızı ve Siyah, Stendhal

20: Taklit etmek, orta sınıf yaşamının o kadar büyük bir parçası haline gelmişti ki, dürüstlük ve güven sinsi bir taktik gibi algılanmaya başlamıştı. Apaçık bir yalanı insanlar gerçeğin ta kendisi sanıyorlardı. (J.G. BALLARD / Öteki Dünya)

21: Kredi kartına NAKİT AVANS yasağı, sadece KOMİSYONCULARA yarar.

Vatandaş gider herhangi bir ürünü almış gibi gösterir. Ardından biraz kesintiyle parasını alır.

Boş işler tamamen.

Bankacılık SERBEST PİYASA olmalıdır.

KİŞİSEL İFLAS YASASI çıkar, gerisine karışma!

22: Yabancıların CDS ve kur tahmini yükseliyor.
Ashmore/Medeiros: Türkiye'de seçim sonrası, geçen yıl olduğu gibi CDS'ler yeniden 900 baz puanı görebilir. Türk Lirası'nın enflasyonla aynı oranda değer kaybedeceğini varsayarsak dolar/TL, 30-31 seviyelerini görebilir.

23: CDS 690, TL mevduat faizi %40, KKM faizi yükseliyor. KKM (kur korumalı mevduat) bürosu haline gelen bankalar yeni kredi, eski ticari kredileri roll etmeyip ricayla kapatmaya çalışıyorlar. Ani duruş, durgunluk ve yüksek işsizliğe çok yakınız.

24: devletten ve kadınlardan hiç geçer söz almadım..

25: Çocukluğumun göğsünde hep / Allah’ı gören bir serçe uçtuğu için / Kimse benim kadar sevinçten ağlayamaz.
Mustafa Ruhi Şirin

26: Buhran dönemlerinde ortaya çıkan karamsarlık ve bezginlik halleri, aynı zamanda büyük devrimci atılımların da habercisidir. O nedenle umutsuzluğa yer yok..

27: Aptallık etmek önemsiz bir şey; önemli olan, aptallığın farkına vardıktan sonra, onu mazur görmeye ve göstermeye çalışmak! (ATTİLA İLHAN / Kurtlar Sofrası)

28: TCMB’nin yayınladığı konut fiyat endeksine göre Türkiye Ekonomi Modeli’ne geçildiğinde 1 milyon TL olan bir konutun fiyatı 2 yılda 4 milyon TL’ye çıktı.

29: Başıboş köpek sorunu ve köpek derneklerinin küstah tutumlarıyla ilgili iki çift laf edecek ya da politika geliştirecek kimse yok mu? Köpek maması lobisi bu kadar mı güçlü, bu kadar çok para mı var bu işte, etkin konumdaki herkesi köpek maması şirketleri satın aldı mı? Yolda yürünmez hale geldi büyükşehirler.. Çocukların ve özelikle sabah erken işe çıkanların can güvenliği yok; saldırıyor köpekler.

30: Mutluluğun başka yerde olduğu avuntusu çoğumuz için geçerlidir. Hayatımızdan memnun değilsek, nerede olursak olalım, başka bir yerde olabileceğimiz avuntusu bize iyi gelir. 

31: ...
öyleyse neden kediler kederle bakıyor yüzüme
...

32: "Lüksler hiç ilgimi çekmedi. Ben basit şeyleri seviyorum; kitapları, yalnız kalmayı, ya da anlayan biriyle olmayı..."

Daphne du Maurier

33: Zeki bir insana en büyük işkence, cahillerin tercih ettiği düzende yaşamaktır.

George Orwell

34: "Parçaları kaybolmuş puzzle gibi artık insanlar.
Kiminin ruhu, kiminin beyni ve birçoğunun bir kalbi yok."

Chuck Palahniuk

35; Birikmiş bir özlemi sakladınız mı. Gelmeyecek bir gideni, Olmayacak bir nedeni beklediniz mi. 
Özdemir Asaf

36: Uğruna bir şeyler yaptığınız için pişman etmeyecek insanlar için çabalayın, sizin verdiğiniz bütün emekleri görmezden gelen insanlar için değil. Çünkü bir şeye boşa emek verdiğinin farkına varmak kadar kırıcı bir şey yok hayatta.. 

  Sabahattin Ali

37: "Travma sadece yaşanmış kötü olaylar değil, ayrıca gerçekleşmemiş güzel olaylardır.”

38; "Erkek, elde edemediğini, olduğundan güzel görür."

- William Shakespeare 

39; Franz Kafka’nın da dediği gibi: “Şimdi bazı şeyleri suskunlukla geçiştireceğim..”

40: ''En güçlü insan, yalnız kalmaktan korkmayandır.'' 

| The Queen's Gambit

41: Pencerene sığdığı kadardır gökyüzü

42: Şu son günlerde on, belki de yirmi yıl yaşlandım... 

Yevgeni İvanoviç Zamyatin

43: "Sözcüklere gerek kalmadan beni anlayacaklarını sandım."

|| Vincent Van Gogh

44: Ne diyordu Halikarnas Balıkçısı: “İyi insanlar kırıldıkları zaman sevmeyi bırakmazlar, göstermeyi bırakırlar.”

45: "İnsanların ikiyüzlü olması sizi hala şaşırtabiliyorsa, iyi bir insansınız demektir."

- T. S. Eliot

46: Acayip başım ağrıyor, umarım hafızam siliniyordur...

| Anton Çehov

47: Frida Kahlo’nun da dediği gibi: “Bir dik duruşun; kaç yenilgi, kaç gözyaşı, kaç kalp ağrısı ettiğini bilemezsiniz.”

48: Farklı olmaktan korkma, herkes gibi olmaktan kork.

49: William Shakespeare "Beklemek cehennemdir." demiştir ve sonuna şunu eklemiştir "ama yine beklerim seni..."

50: Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf romanında dediği gibi: "İki insanın birbiriyle karşılaşması kadere, tanıştıktan sonra yan yana kalmaları ise onların gayretine bağlıdır."

51: İnsanlara olan ihtiyaç her geçen gün azalacak. Dünya işsizler ordusuyla karşı karşıya kalacak. Bugün kısır siyasi tartışmalarla vakit geçiren ile tedbir alanların kaderi aynı olmayacak! İki seçenek var ya zenginsin ya da fakir. Bu süreci makaraya alanları sistem makara yapacak. Bu tufan, büyük sıfırlamanın ilk adımı. Hazır mısın?

52: 30 yıldır istanbul'da yaşıyorum; doğduğum köyün muhtarını belirlemeye kalkmam çok saçma değil mi? almanya'da, fransa'da yaşayan insan, buradaki insanların halinden ne anlar; neden oy kullanıp kaderini belirler? cebindeki üç beş bin avroyla daha keyifli bir tatil yapmak için mi?

53: grigory petrov'un "milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor. herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa alışmış da, bunu doğal bir durum sanıyor sanki" dediği yerde hissediyorum kendimi bazen.

54: anadolu ajansı'na güvenemiyorsun, kızılay'a güvenemiyorsun, trt'ye güvenemiyorsun, tüik'e güvenemiyorsun, ysk'ya güvenemiyorsun, diyanet'e güvenemiyorsun. tüm kurumların içini boşalttılar, hiçbirine güvenemiyorsun. bundan daha büyük bir kötülük yapılır mı bir ülkeye?

55: sünniyim, imam hatip mezunuyum, iktidarı yaratan sosyoloji ile akrabayım, bana ne deyip işime bakabilirim. ama ben kürt'ün, alevinin, sekülerin, muhalif dindarın, ötekinin dışlandığı, hakça paylaşımın olmadığı bir ortamda mutluluğu kendime de haram görüyorum. benim meselem budur.

56: türkiye'de üç siyaset tarzı karşılık buluyor: din siyaseti, ırk siyaseti ve atatürk siyaseti. bunlardan birine yaslanmadan başarılı olamazsınız ne yazık ki. öyle demokrasiymiş, özgürlüklermiş, azınlıklarmış, adaletmiş, hakkaniyetmiş, vicdanmış; kimsenin umrunda değil bunlar.

57: 75 yaşındaki bir ihtiyar, hiçbir şey vadetmeden, hiçbir proje geliştirmeden, hiçbir icraatte bulunmadan, "sam, toni, coni, frank ve herkel" diyor, "iki keklik bir kayada ötüyor, aman aman" diyor ve milyonlarca oy alıp ülkeyi yönetiyor. çok acayip bir yer burası.

belki en fazla %15'i bulacak esnek bir seçmen kitlesini ayırırsak; türkiye, dini, etnik ve ideolojik kamplara bölünmüş durumda. türk/sünni/muhafazakâr blok, ülkede en kalabalık blok olduğu için, o blok kazanıyor bir şekilde. belirleyici olan nitelik değil; nicelik.

56: hani ıssız adam filminde ada, alper'e, "karda donmak üzeresin, uyumak tatlı geliyor ama sen, öldüğünün farkında değilsin" demişti ya; bazen 80 milyon insanı toplayıp aynı şeyi söylemek istiyorum.

57: eksiklerini, yetersizliklerini, günahlarını kibirle örtmeye alışmış zekalar nezdinde suçlu hep başkalarıdır.

58: insanlardan beklentiyi azaltmak demek dertleri azaltmak demektir, beklenti demek dert demektir çünkü.

59: muhalefetin iktidar uğruna bile olsa “yapamayacağı” şeyler olmalıdır.

60: yürümeye devam et, yol insanı terbiye eder.

61: "Yeni ülkeler bulamayacaksın, başka denizler bulamayacaksın.
Bu kent peşini bırakmayacak.
Aynı sokaklarda dolaşacaksın. Aynı mahallede yaşlanacaksın;
Aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Bu kenttir gidip gideceğin yer.
Bir başkasını umma."
(K. Kavafis)

62: Tarihin her döneminde bir yalan kulesinden insanları indirebilmek her daim zor olmuştur. Her ne kadar o yalan kulesi dağıldığında enkazından en çok garibanlar zarar görmüş olsa da o kuleyi ayakta tutanda garibanların kesin inançlılığıdır. Çünkü o kesin inançlılığı onun yaşamsal gerekçesidir. Onu kaybetmektense yıkılmayı hep tercih etmiştir. Bir de bir yalanla mücadele etmek dünyalarla mücadele etmekten, yedi düvelle mücadele etmekten daha zordur. Onun için çok daha dirayetli olmak ve vazgeçmemek gerekir.

63: Ortaya konulan bütün bu algıları dağıtmak ve hakikatin açığa çıkmasına yardımcı olmak, insanın boynunun borcudur. Ortada gürültücüler, tahtacılar, idare-i maslahatçılar, sinyalciler var diye hakikati haykırmaktan vazgeçecek değiliz. Ortamdaki gürültüye, kafa karışıklıklarına bulaşmadan iyiyi, güzeli en güzel şekilde söylemeye devam etmek zorundayız. Birileri bağırıyor diye bağırmak zorunda değiliz. Naif ve güzel kalmakta mücadelenin özünden kopmamayı sağlar. Şair Eda Fırat’ın dizeleri durumu ne güzel ifade ediyor; “Birden siliniyor yağmurun hafızası / Dönsün istiyor insan, her şey çocukluğuna / Hayatın akışı, suyun döngüsü gibi / Yeni bir başlangıç gerekiyor her sona.” Hoşça bakın zatınıza…