Türkiye'de verginin EMLAK, OTOMOBİL, PAHALI ELEKTRONİK CİHAZ gibi lüks ürünlere yığılması gerekir.

Mesela, İPhone alana geçir. Para BOK demek ki...

Sıfır otomobile geçir.

Emlak sahibine geçir.

Ama peyniri rahat bırak, zeytini, asgari ücretten vergiyi.

Türkiye'de bazı erkekler, homoseksüel olur , ama yine alır o BMW'yi.

Basacaksın vergiyi.

10 Milyon TL olsun en ucuzu mesela.

Yine alırlar merak etmeyin.

Almanya'da dışkı temizleyen ebeveynlerinin aktardığı bir hayranlıktır bu.

Parası olan, mecbur EMLAK alacak. Vur vergiyi.

Kirayı beğenmeyip, evini boş tutanlar varmış.

Bas VERGİYİ.

Acıma.

Seve seve kiraya vereceği nokta, optimum sınırdır. Orada durdur vergi artışını.

 BRİTANYA KAOSU ve CHP:

2019 Britanya genel seçimlerinde %43.6 ile tarihi bir zafer yaşayan Muhafazakarlar üç sene sonra tarihi bir çöküş yaşıyor. En son ankete göre Tory'lerin oyları %15'in altına gerilemiş durumda. Bu çöküş İşçi Partisi'ne tarihi bir fırsat veriyor: Neo-liberalizmin ve militarizmin tasfiyesi, emekten, uluslararası barıştan, özgürlüklerden yana, gelir dağılımını düzeltmeye, kamu hizmetlerini yaygınlaştırmaya yönelik sol politikaları (yeniden) uygulama fırsatı.

Labour (İşçi Partisi) bunu başarabilirse, Avrupa solunun yeniden yapılanmasının yolu açılacak, başaramazlarsa meydan göçmen ve yabancı düşmanı, popülist sağcı, neo-Nazi, neo-faşist demagoglara kalacak. Tabii işin komiği bu arada İktidardaki Ak Parti ile muhalefetteki Ak Parti, yani CHP diğer adıyla Türkiye merkezi solu Türkiye’nin en önemli (!) sorunu olan türban konusunda kayıkçı kavgası ile seçime hazırlanıyor. Anlayacağınız dünyayı da vatanımızı da iktidarıyla ve muhalefetiyle büyük hacimli büyük beyinli kalibreli liderler değil, küçük beyinli işe yaramaz kendine hayrı olmayan popülist çakma sözde niteliksiz liderler yönetiyor, daha doğrusu yönetemiyor. 

TAKRİR-İ SUKUN YASASI:

CHP’yi Takriri sukun yasası ve benzeri yasalar ve icraatlar bitirdi, DP’yi bitiren de o “Tahkikat komisyonu” anlayışı idi. Sosyal medya yasası da AK Partinin ayıbı olmasın. Muhalefet sessiz kalarak bir oyun oynuyor. İktidar çıkarttı bu yasayı diyecekler ve Z kuşağı dedikleri sosyal medya topluluğunu iktidara karşı kışkırtacaklar. AK Parti bu kesimden, bu yasadan sonra zor oy alır. Yarın da iktidara gelmeyi hayal ediyorlar ya, bu yasayı kendileri için AK Partiye karşı kullanmak isteyeceklerdir, “bu yasası siz çıkarttınız” diye. İlginçtir, Menderes’in Tahkikat komisyonu basına 1 ile 3  yıl ceza ön görürken, sosyal medya yasasında da benzer bir düzenleme söz konusu.

FETÖ davalarında dernek üyeliği, banka hesabı, gazete aboneliği gibi konulardan verilen cezalar AİHM’den geri döndü. AİHM bu konuda emsal olacak bir karar verdi. Bu da ona döner, sonuçta. AK Parti İstanbul sözleşmesi, Lanzarotte, hayvan hakları gibi düzenlemeler konusunda başına ne geldi ise, bu yasa ile aynısı gelecek, göreceksiniz.

Bakın, haddinden fazla şiddet gayedeki hikmeti yokeder. Kesksin sirke küpüne zarar verir. Sosyal medyayı çok zorlarsanız, Raspbery Pi, Black Web devreye girer. VPN devreye girer, kripto para üzerinden haberleşme başlar, Block Chain üzerinden. Söylenti gerçeği yerini alır. Söylenti kargaşanın ikiz kardeşidir. Sıradan bir sosyal medya fenomeni, en hızlı koşan siyasetçi, bürokrat ve polisten daha hızlı koşar. Yasalar bu hıza ulaşamaz. Zaten teknoloji her gün baş döndürücü bir hızla gelişiyor. MetaVerse’i nasıl denetleyeceksiniz sahi. Bakın yarın emojilerle daha ağır ithamlar ve mesajlarla haberleşmeye başlar insanlar. Hadi bir de “Emoji yasası” çıkartın!? NFT ile haberleşmeye başlarsa insanlar ne yapacaksınız. Öbür gün alçak irtifa uyduları üzerinden haberleşme başlayacak.

100’lerce sosyal medya kullanıcısı, yasakladığınız bir bilgiyi birlikte kullanmaya başlarsa ne yapacaksınız?.

Her şeyden öte sevdik be Başkan:

İyi olacaktı işte her şey. Kimseye zulmedilmeyecekti, adil olacaktık.
Kul hakkı asla yenmeyecekti.
Allah’ın kullarına, Allah’ın yarattıklarına merhametle muamele edecektik.
Kim yapacaktı bunu?
Birileri yapacaktı işte! Biz bunun için mücadele ediyorduk.
Ettiğimiz mücadele sonradan ‘birileri’nin cebine para olarak, tapu olarak, rant olarak girdi.
İkinci ve daha önemlisi samimi değildik. Değilmişiz daha doğrusu.

Biz Türkler, biz Araplar, biz İranlılar, biz Uzak Doğulular, ne kadar biz varsa hepimiz, ellerimize fırsat geçtiğinde ahlakı, adaleti, kul hakkını, merhameti terk ettik.
Terk etmeyenler vardır mutlaka.
Onların da çoğunun eline fırsat geçmedi!
Böylece, “Ahlak temelli bir sosyal düzen hedefi” pörsüdü.
Herkes kendi balonunu şişirme hedefine odaklandı.
Hayret, balonlarımızı şişirmekte hiç acemilik çekmedik.
Müfredatta yoktu böyle bir şey, sanki anamızın karnında öğrenmiştik!
Hem dersimize çalışmadığımız hem de herkesten şişman olduğumuz için sınıfta kaldık. Dersimize çalışmadık; 21. Yüzyılda insanlığa vermeyi düşündüğümüz şeyin ne olduğunu bilmek için çabalamadık.
Herkesten şişmandık; yolsuzluk, üçkağıtçılık, haksızlık ülkelerimizde müesses hale geldi.
Buna rağmen bahsi geçen öğretinin tepesine çıkıp nutuk atmaktan da ar etmedik.
Şimdi, ahlaki olarak sıfırı tükettik.
Kendi itibarımızı tüketmekle yetinsek çok önemli olmayabilirdi, kendi kötülüğümüzle İslam’ın itibarını da tükettik.
Bizim ‘doğruluk’ dememiz, ‘Mü’min olmak güvenilir olmaktır’ dememiz artık hiç kimse için hiçbir anlam taşımıyor.
“He he, boş yapmayın, sizi de gördük” diyor duyan herkes bıyıkları varsa bıyık altından gülerek.
Oğullarımız, kızlarımız dahil.

ŞU ENFLASYON VE KİRA OLMAZSA:

Günlerdir bu köşede Hükümetin eşi benzeri görülmemiş ölçeklerde para dağıtacağını ve enflasyondan zarar görmüş kitleleri, geçici bir süre için de olsa memnun edeceğini anlatıp duruyorum.
Millet İttifakının umut bağladığı kötü ekonomi yönetimi, yüksek enflasyon ve “ekonomik kriz söylemleri” sanıldığı kadar halkın siyasi tercihlerini keskin bir şekilde değiştirmeyebilir ve galiba değiştirmeyecek.

Hatta bazı bakımlardan vatandaşların büyük çoğunluğunun, hükümetin “gel vatandaş kamu kaynaklarını beraber yağmalayalım” teklifine sıcak bakacağı ve bu teklifin peşine takılacağı muhtemeldir.
Bunun ilk ipuçlarını sosyal konut ve arsa projelerine gelen müracaatlardan anladık.
İlaveten.
Dışarıdan Türkiye’nin verilerine bakan bir göz, enflasyon ve konut kiraları hariç, pek çok “iktisadi verinin olumlu” olduğunu görür.
Bütün iktisadi faaliyetlerin sonuç verisi olan büyüme verisi çok iyi durumda: Türkiye ekonomisi sekiz çeyrektir aralıksız büyüyor ve bu sekiz çeyreğin ortalaması da %6,3.

Bu yılın ilk çeyreğinde %7,5 ve ikinci çeyreğinde de %7,6 büyüme sağlandı.
Önümüzdeki bir yılda da, artacak kamu harcamalarının etkisiyle, ekonomide büyümenin devam edeceği kesindir.
İşsizlik: Covid 19 Salgını nedeniyle daha önceki zirvesi olan 28,3 milyon mevsim etkisinden arındırılmış çalışan sayısı, 2020 Nisan ayında 25,3 milyon kişiye düşmüştü.
O günden Ağustos 2022’ye kadar geçen sürede, çalışan sayısı 28 aydır aralıksız artmaktadır; bu sayı Ağustos 2022’de 31 milyon kişiyi aşmıştır.
Son bir yıldaki artış da iki milyon yirmi bin kişidir. Sadece 2022 yılında artan çalışan sayısı bir milyon yirmi bin kişiye ulaşmıştır.

Hükümet bir yıl boyunca kiralara en çok %25 zam yapılabileceği kararını alarak kira sorununu çözdüğünü sanıyor.
Ev sahipleri katiyen bu kurala uymuyor. Mevcut kiracılar da ev sahiplerine bazen hak veriyor. Taraflar, sorunlarını didişme ve pazarlıkla halletmeye çalışıyorlar.
Şu anda boş ev kiraları bir yıl öncesinin neredeyse üç katı ve gerçekten kiracıların üzerine bir kâbus gibi çöken bu “astronomik kira artışlarına bazı aileler katlanamıyor.
Hükümet de, “kiraları da hallettik bir tek enflasyon sorunumuz var, onu da halledeceğiz” diyor; halledemeyeceğini bildiği halde.
Halkın üzerine kâbus gibi çöken pahalılığın, “geçinme” üzerinde yarattığı büyük tahribatların üstünü örtmek için Hükümet, sürekli yeni projeler geliştirmeye çalışıyor.
Millet İttifakını oluşturan partilerin ekonomiyle ilgili eleştirilerinin büyük bir bölümü, bir kısım akademisyen ve iktisatçının bulgularına dayandığı için hem tutarlı değil, hem güncel değil, hem doğru değil hem de yararlı değil.
Örnek: Sayın Kılıçdaroğlu “Kur Korumalı Mevduat (KKM) ekonominin kalbine yerleştirilmiş bir atom bombasıdır” dedi.
Yanlış.
Tamamen yanlış.
Ekonomiyi bir uçuruma yuvarlamaya çalışan siyasilerin aldığı kararları değil de, ekonomiyi uçurumun kenarından döndürmek için, bürokratların geliştirdiği bir “kurtarıcı ürün” olan KKM’yi, üstelik yanlış çıkarımlarla eleştirmek isabetli değil.
Muhalefetin en çok eleştirdiği diğer konular:
Bütçe açığının çok yüksek olması. Doğrusu bütçe açığı %3’ler civarında seyretmektedir ve olağanüstü bir artış gözükmüyor.
Faizlere ödenen paralar çok fazla. Bu da doğru sayılmaz çünkü yıllardır yapılan faiz ödemelerinin bütçe içindeki payı %12-15 civarında seyrediyor.
Ya da faiz ödemeleri GSYH’nın %3,5’nin altında seyrediyor. Burada da bir değişiklik yok.
Altılı Masa partilerinin bu eleştirileri çok cılız ve neredeyse halka hiç dokunmuyor. Onlara, sadece hayat pahalılığı ve fahiş kiralara yoğunlaşmalarını öneririm.
Altılı Masa Partilerinin eleştiri konularını daha detaylı ve teknik olarak bir başka yazıda irdeleyeceğim için konuyu burada kesiyorum.
Görüldüğü gibi ne “Cumhur İttifakı” ne de “Millet İttifakı” için “çantada keklik” niteliğinde kolay kazanılacak bir seçim yok.
Şimdi tam da bu noktada, haklı olarak şu soru sorulabilir, “bizzat siz bu köşede Türkiye ekonomisinin çok kötü yönetildiğini ve tıkanma tehlikesi içerdiğini yazmadınız mı? Bu olumlamalar ne anlama geliyor?”

KEK TEORİSİ
Gerçekten de “ekonomi yönetimi” ülkeyi o kadar çok kötü yönetiyor ki, yanlış para politikaları sonucunda iç talep patladı ve içerideki bu talep artışı ithalatı patlattı.
Dışarıdan borç bulunamadığı için de eldeki rezervler harcanıyor ve harcanacak. Bulunan sınırlı miktardaki borç için de adeta tefeci faizi ödeniyor.
Dövizleri tüketen veya yabancılara yüksek faiz ödeyen bu yöntem ekonominin damarlarındaki kanı kurutur. Çünkü enflasyonun yarattığı rahatlama kısa sürelidir ve bir yıl sonra ekonomi her bakımdan tökezleyecektir.
Fakat bu anlattıklarımı, Türkiye Ekonomisinin Verilerini derinlemesine analiz eden bazı iktisatçılar görebiliyor.

Vatandaşın gündelik gelişmelere bakıp, gelecekte meydana gelecek sıkıntıları bilmesi mümkün ve muhtemel değil.
Ekonomiyi ve iktisadi varlıklarımızı büyük bir pastaya benzetirsek, denilebilir ki, Hükümet, masada duran pastanın şeklini hiç bozmadan sürekli içini oyuyor ve oyduğu kek parçalarını hem kendisi yiyor hem de vatandaşlara tattırıyor.
Muhalifler şüphelendikleri halde pastanın içinin oyulduğunu bilmedikleri için pastanın iyi pişirilmediği, küçük olduğu, malzemesinin kötü olabileceği, üzerinde fazla çizikler olduğu, adaletli paylaştırılmayacağı gibi eleştiriler yöneltiyor.

Vatandaşın gördüğüyse “pasta masada dokunulmadan duruyor” üstelik arada bir, hükümet, bu pastanın şeklini bozmadan kendisine pasta tattırıyor; sonuçta vatandaş bu ikramlardan memnun kalıyor.
Hükümet de ilelebet bu pastayı içten oyarak halkı kandıramayacağını biliyor ve pastanın iç kısımlarının oyulması işini seçim tarihine kadar devam ettirecek.
Peki sonra? Sonrası Allah Kerim.
Konumuza dönüyor ve soruyoruz, seçimi kim ve nasıl kazanır?


Son söz: Hayırlı bir şeyi gerçekleştirmek için gönülden harekete geçersen, bütün evren seninle işbirliği eder. (Simyacı)

Not 1: Kendimizle ilgili söylediğimiz bütün güzel ve soylu masallara karşın, çamurun içinde sürünüyorduk. (ROMAIN GARY / Cennetin Kökleri)

Not 2: Toz, göğe de yükselse, yine de tozdur. ŞİRAZLI SADİ

Not 3: Bilgi ve sadakat topraktan bile üstündür.

Not 4: Yüce Yaratan;
Ben ne günah işledim de beni AKP kafası ile,
“devlet niye fabrika yapmıyor” diyen arpalık savunucusu zihniyetten
birini tercihe mahkûm ediyorsun?

Not 5: Diyarbakır Valiliği, AK Parti İl Başkanlığını solladı bile. SMS ile Diyarbakırlılara ulaşma gücü sayesinde...
Herkese attıkları şu kısa mesajı, gazeteci Ferit Aslan'ın paylaşımlarında gördüm.
"Teşekkürler Diyarbakır!
Spas Diyarbakır!
Bugün onbinlerce hemşehrimizle Diyarbakır'a yapılan eserlerin açılış töreninde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN ile gönül gönüle olduk."

Önden attıkları mesajlarsa çok daha coşkulu havada.
İşte telefonlara düşen resmi çağrılardan bir örnek size, miting cazgırlarını aratıyor mu hiç:
"Gönüllerimiz yarın buluşuyor!
Cumhurbaşkanımız Diyarbakır'a geliyor...
Açılışı yapılacak hizmetler büyük,
Özlemimiz çok daha büyük!
Tüm halkımız davetlidir.
Başım gözüm üstüne."
Valiliğin Twitter hesabına da göz attım. Davete icabetle toplananların fotoğraflarını koymuşlar. Meydanda, AK Parti bayrakları ve partizan pankartlar görülüyor.
Erdoğan, muhalefete vermiş veriştirmiş, bol bol seçim propagandası yapmıştı.
AK Parti İl Başkanlığı, Valiliğin bu cevvaliyeti, bu gayretkeşliğiyle taca çıkarıldığını fark etmiyor mu! Misyonu devralınmış, kepenk kapatsa yeridir.